25 Nisan 2014
Sabahattin Önkibar

Sabahattin Önkibar


Abdullah Gül’ü kardeşi ile korkuttular

 

Sabahattin Önkibar

POLİTİKA GÜNLÜĞÜ - Aydınlık, 21 Şubat 2014

sonkibar@gmail.com

 

Dün dinlediklerime göre, Abdullah Gül’ün yeni internet ve HSYK yasaları bağlamında takındığı teslimiyetçi tavrın perde gerisinde post yani siyasi ikbal hesaplarının yanı sıra kardeş korkusu da varmış.

Malum Abdullah Gül’ün kardeşi Macit Gül belediyelere araç gereç satan bir şirketin sahibi ve AKP’li belediyelerin en çok mal aldığı isim.

AKP zirvelerinde Abdullah Gül için şöyle bir değerlendirme yapılmış:

“Partimiz ve önderimize tasfiye operasyonları yapılırken Abdullah Bey yüzde yüz yanımızda olmalıdır. Şayet olmaz ve karşı tarafla hareket ederse kardeşinin bütün ticari foyalarını ortaya döker ve bedel ödetiriz.”

İşte bu mesaj fısıltı kabilinde Çankaya’ya uçurulmuş!

Sonrasında ise Gül’e çok yakın olan iki isim Bülent Arınç ile Melih Gökçek, Çankaya Köşkü’ne gönderilip ayar verilmiş.

Macit Gül hangi belediyelere ne kadar mal sattı ve kamu ile ne kadar iş yaptı açıklarsa sütunumuz açıktır.

 

DSP’Lİ ADAYLARI AKP’Lİ İŞADAMLARI FİNANSE EDİYOR!

 

DSP malum CHP’de ikbal bulamayanların sığınağı. Amaç, ilke ve hizmet olmazsa olacağı budur.

Aday olamayınca anında tornistan!

Ayrıca gayeleri seçilmek değil, intikam almak.

Peki, bu kime mi yarar?

Elbette AKP’ye.

Elimde somut bilgiler var.

Buna göre pek çok DSP’li adayı AKP’li işadamları finanse ediyor ki bu işin gerisinde kimin olacağını siz tahmin edin.

Kuşkusuz CHP yanlış aday belirleyerek bunun önünü açtı ama gidilen adresin Cemaatçi DSP olması yanlış.

 

FETHULLAH-PKK BULUŞMASI

 

Ahmet Türk Pensilvanya’ya gitmiş. Tarih 19 Mayıs 2013, yani 9 ay önce. Ahmet Türk kim?

PKK ile ortak hareket ettiği bilinen Kürtçü.

Dolayısı ile Hocaefendinin bu ismi kabul etmesi bir bakıma PKK ile buluşması değil mi?

İyi de Fethullah Gülen din-diyanet temsilcisi mi, yoksa başka bir şey mi?

Ülkesine dönmemekte ısrarlı olan bir cemaat önderi, bölücü yapının bir mensubu ile ABD’de niye buluşur ve ne konuşur?

Fethullah Gülen’i mana önderi görenlere soruyorum, yoksa Hocaefendi her hafta görüyorum dediği ilahi rüyasında PKK ile görüş diye emir mi aldı?

Yeter artık düş inancımızın yakasından Fethullah Efendi.

 

TAYYİPÇİ KANALLARIN ÇOK SEVDİĞİ MHP’Lİ ADAY?

 

Adı: Mevlüt Karakaya. Önceki akşam TGRT’de idi.

Mevlüt’e güya soru soran Nuri Elibol’un Melih Gökçek’ten 88 trilyonluk boru ihalesi aldığını bana Sözcü gazetesi yazarı Saygı Öztürk yürüyüş yaparken anlatmıştı.

Ve Mevlüt işte böyle birinin çağrısına evet diyerek TGRT’ye koşuyor.

Programın amacı belli, Mansur Yavaş’ı vurmak!

Gökçek yanlıları MHP oyları Mansur’a gitmesin diye çırpınıyorlar ve MHP adayı da onlara hizmet ediyor.

Tablo net, MHP Ankara’da AKP’ye çalışıyor.

Hayır, sadece TGRT değil aynı Mevlüt geçen gün Havuzcu televizyon kanalı A Haber’deydi.

MHP-AKP ortaklığı mübarek olsun!

 

MİT, TAYYİP’İN ÖZEL ÖRGÜTÜ MÜ OLUYOR?

 

Ankara’da örtülü bir sıkıyönetim var. Polis hukuk tanımaksızın uygulamalara başladı.

Bitmedi, yeni MİT yasası ile Türkiye açıktan Tayyiban diktatörlüğüne dönüşüyor.

Zaten fiili olarak yürürlükte olan Muhaberat rejimi bu düzenleme ile resmiyet kazanacak.

En dramatiği MİT ile ilgili haber yazana 12 yıl hapis getirilmesi.

İlaveten Başbakan tabir yerinde ise MİT’in komutanlığını üstleniyor.

Açık anlatımla MİT artık Tayyip Erdoğan’ın özel örgütü oluyor.

Paralel devlete güya savaş açan Erdoğan görüldüğü gibi kendi paralel yapısını inşa ediyor.

 

 

 

Gazete Vatan Emek

Twitter: @GazeteVatanEmek

Facebook: https://www.facebook.com/Gazetevatanemek

AYDINLIK BİR GELECEK, çocuklarımıza bırakacağımız en değerli miras...

 

http://www.gazetevatanemek.com/

 


Ünlü muhalif gazeteciye sevgili şantajı

 

Sabahattin Önkibar

POLİTİKA GÜNLÜĞÜ - Aydınlık, 20 Şubat 2014

sonkibar@gmail.com

 

Bir hafta kadar önceydi.

Telefondaki gazeteci-yazar dostum burnundan soluyordu:

-Sebo ben böyle bir alçaklığı ne gördüm ne de duydum.

Hayırdır ne oldu, dememle başlıyor anlatmaya:

-Şerefsizliğe bakar mısın, bana açıktan şantaj yapıyorlar.

Ne şantajı, kim yapıyor, diyorum.

-Havuz Medyasının iti, “Abi senin sevgilinle şu tarihte filan oteldeki buluşmanı fotoğraflamışlar. Bunun internete servis edilmesini ben engelledim. Seçim sürecinde iktidarı eleştirmekten vazgeç, yoksa yuvanı yıkar bunlar” diyor bana.

Eşyanın tabiatı gereği adını veremeyeceğim; bu yazıyı yazmama neden olan şey, Cüneyt Özdemir’in dünkü yazısı, yani onun da başına böyle bir şey gelmesidir ki Adem Yavuz Arslan’ın da benzer iddiaları var.

Trajediye bakar mısınız, iktidarın aleyhinde yazı yazıyor diye nelere tevessül ediyorlar.

En vahimi izleme olayıdır ki bu hadise devletin içinde F tipi örgüte ilaveten başka bir çetenin varlığını teyit ediyor.

Benim telefonda dinlediklerim ve Özdemir ile Arslan’ın dünkü açıklamaları bu seçimin kanlı geçeceğinin işaretidir.

 

TÜRKİYE UKRAYNA OLUR MU?

 

Ukrayna’daki kaos Türkiye bu ülke gibi olur mu sorusunu gündeme getirdi.

Cevabım maalesef hayır asla olmaz değildir.

Ancak şunu açıklıkla belirtmeliyiz ki Türkiye böyle bir kargaşaya sürüklenirse bunun mutlak sorumlusu Tayyip Erdoğan olacaktır.

Öyle; çünkü kendi siyasi tabanını konsolide etmek için Kabataş olayında olduğu gibi  ülke insanlarını kamplaştıran odur.

İlaveten toplumu yine etnik temelde ayrıştırıp yine seçim hesabı ile Apo’ya taahhütlerde bulunan odur.

Sosyolojik olarak bütün bunların bir geri dönüşü olur ki bu kaos, kargaşa ya da iç savaştır.

Hülasa Türkiye, Tayyip Erdoğan yönetimi ile adım adım Ukrayna olmaya doğru ilerliyor.

 

GÜL’ÜN ALO-FATİH RİYAKÂRLIĞI

 

“Olmaz öyle şey, isyan edin.”

Kim diyor bunu?

Abdullah Gül...

Niye diyor?

Başbakan Erdoğan’ın Alo-Fatih telefonları ile medyaya müdahale etmesine güya tepki koyuyor.

Pardon ama Abdullah Gül değil midir Alo-Fatihçilere destek ve omuz veren?

Açıktan sansür getiren internet yasasını onaylayan kendisi değil midir?

Öyle ise nedir edilen bu sözler?

Yoo yemezler Abdullah Bey!..

Sansürcülüğünü sözde Alo-Fatih karşıtlığı ifadesi ya da riyakârlığı ile örtemezsin.

Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz!

 

KABATAŞ’IN FADİMESİ

 

Hasan Cemal’in Fadime ifadesini ödünç alıyorum.

Evet, bu gelin hanım, AKP’nin Fadime’si özdeşleştirmesini hak ediyor.

Fadime Şahin malum 28 Şubat ile anılan bir figür ve tezgâh bağlamında dillendirilir.

Diyorlar ki Fadime pardon AKP’li gelin saldırıya uğrayınca travma geçirmiş ve günlerce baygın yatmış. Adlı Tıp’a rapor almaya 5 gün sonra gitmesi bunun içinmiş.

Dün AKP’li gelinin Tayyip  Erdoğan’ı karşılamak için havalimanına gittiği ortaya çıktı.

Pardon ama bu hanım havalimanına baygın halde mi gitti?

6 aylık bebeğini saatler boyu evde bırakıp gece yarıları siyasi toplantılara  gidiyorsa belli ki bu hanım öyle böyle değil keskin bir AKP taraftarı.

Keza gelin hanım baygın halde iken Facebook’undan Kılıçdaroğlu ile alakalı karikatürler paylaşmış.

Görüyorsunuz, mızrak çuvala sığımıyor; Fadime pardon AKP’li gelin suçüstü olmuştur.

 

F TİPİ ÖRGÜTE DAVA NEREDE?

 

Başbakan iki aya yakındır “Paralel devlet” diye yatıp kalkıyor.

Örgüt diyor, çete diyor, casus diyor.

Binlerce polisle yüzlerce yargıcın yerlerini değiştiriyor.

Ama ilginçtir, bütün bunlar yapılırken ortada bir soruşturma ya da suç duyurusu yok.

Evet, bürokraside böyle bir örgüt ve çete gerçekten var, bu doğru; ancak söyleyin, lütfen bunu aşmanın yolu ağıt yakmak mı yoksa gereğini yapmak mıdır?

Hadise şudur:

Tayyip Erdoğan’ın derdi devletin içindeki örgüt değil, o örgütün yolsuzlukların üstüne gitmesidir.

Sözleri de o hırsızlıkların üstünü örtmek adına komplo algısı inşası adınadır.

 

 

 

Gazete Vatan Emek

Twitter: @GazeteVatanEmek

Facebook: https://www.facebook.com/Gazetevatanemek

AYDINLIK BİR GELECEK, çocuklarımıza bırakacağımız en değerli miras...

 

http://www.gazetevatanemek.com/

 


Orgeneral Özel’den Aydınlık gazetesi yasağına cevap

 

Sabahattin Önkibar

POLİTİKA GÜNLÜĞÜ - Aydınlık, 19 Şubat 2014

sonkibar@gmail.com

 

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel, Ulusal Kanal’da yayınlanan Alternatif programımızın iyi bir izleyicisi.

Öyle olduğundan olsa gerek önceki günkü programımızla alakalı olarak hemen bir mesaj gönderdi.

Dün öğle sonrası Genelkurmay İletişim Başkanı Tuğgeneral Ertuğrul Gazi Özkörükçü aradı:

-”Sabahattin Bey, Sayın Komutanımız programınızdaki sözlerinize hassasiyet gösterdi ve Harbiye Orduevinde Aydınlık Gazetesine uygulandığını söylediğiniz tavır konusunu araştırmamı emrettiler.”

Tuğgeneral devam etti:

-”Malumunuz Sayın Komutanımız göreve gelmeleri ile basındaki bütün akreditasyonları kaldırmıştır. Dolayısı ile Genelkurmay Başkanlığının yetki alanı içinde olan hiçbir yerde hiçbir gazeteye yasak söz konusu değildir. Kim bunu yaparsa emre itaatsızlık etmiş olur.”

İletişim Başkanı ayrıntı veriyor:

-İstanbul Harbiye Orduevinde Aydınlık Gazetesinin bulunmaması talep ile alakalıdır. Mesela Zaman, Akit, Bugün ve Yeniçağ Gazeteleri de yine talep olmadığı için mevcut değildir. Bu gazeteleri oraya getirmeyen ise dağıtım şirketleridir ve Ordu Evi Müdürünün dahli söz konusu değildir.

Ve son sözleri:

-”Bu arada Aydınlık Gazetesinde sorduğunuz Genelkurmay’ın son dönem kaç gazeteciye dava açma teşebbüsü olduğu sorunuza cevabımız toplam 24 ayrı suç duyurusudur.”

 

ABDULLAH GÜL NEDEN FETHULLAH’I SATIP TAYYİP DEDİ?

 

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, İnternet ve HSYK yasalarını imzalayacağının işaretini Macaristan yolunda verdi.

Şimdi soralım, ne oldu da Abdullah Gül böylesine savrulup hukuku çiğnemeyi göze aldı?

Ne oldu da daha düne kadar yol arkadaşı olduğu Fethullah Gülen ile cemaatini sattı?

Bu soruların cevabı şudur:

Abdullah Gül’ün derdi Türkiye’nin hakkı hukuku değil kendi siyasi hesabı ve ikbalidır.

Belli ki Gül, AKP’ye oy verenleri karşısına almak istemiyor.

Belli ki Tayyip Erdoğan’ın hışmına uğrayıp Fethullah Gülen’le özdeş hale gelmek istemiyor.

Abdullah Gül’e göre Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığına aday olması zorlaşıyor ki bu durumda makamın kendine kalacağını düşünüyor.

Velev ki Erdoğan Cumhurbaşkanı olsa bile AKP’nin başına geçebileceğini düşünüyor.

Gül ilaveten Erdoğan’ın sağlığı ile yakından ilgili.

Hülasa Abdullah Gül’ün tek derdi post!

 

AYDIN DOĞAN’A VAAT Mİ TEHDİT Mİ?

 

Bilmeyenlere aktarayım, gazete yazarları genelde yılda bir kere o da yaz aylarında senelik izin kullanırlar.

Realite bu iken Hürriyet yazarlarının senelik izinlerle nerede ise başları dönüyor.

Yılmaz Özdil izin şampiyonu derken Ahmet Hakan’da o listeye girdi.

Lafı dolandırmayayım, bu izinler yazarları başka türlü susturma biçimidir.

Düşünün Ahmet Hakan CNNTürk’te yayın yapıyor ama Hürriyet’te yok!

Niye mi?

Doğruya doğru, Ahmet Hakan son dönem yazıları ile Tayyip Erdoğan’ı can evinden vuruyordu da ondan!

Yok sadece Ahmet Hakan değil Yılmaz Özdil’e setler konduğu belli oluyor.

Sadece bunlar değil mesela dün CNNTürk’te CHP’nin grup toplantısı bile yayınlanmadı.

Evet Kanal D’de yayınlanan Kabataş görüntülerinden sonra Doğan Grubuna bir haller oldu ve birden frene basılarak yandaş bir rotaya evrildi.

Tam bu noktada soralım:

Bu durum bir vaadin mi yoksa tehdidin mi eseridir?

Bu aralar Milli Piyango misali bazı özelleştirmeler Doğan Holding’e giderse biliniz ki takasa girilmiştir.

 

KUTUCU SERBEST, ULUSAL KANAL’A CEZA!

 

Müdürün karısı “Kocacığım yeşiller geldi” diyor.   

Dahası, polis o yeşillere kutular halinde evde suçüstü yapıyor ki paranın toplamı 4.5 milyon dolar.

Kaynağı meçhul olan bu kirli parayı kutulara istifleyen Halk Bank Müdürü serbest ama ceza alan var.

Kim mi?

Ulusal Kanal...

Niçin mi ceza?

O olayı haber yaptığı için!

Ne imiş efendim, Ulusal Kanal hakkında yargı kararı olmadan insanları suçlu göstermişmiş.

Böyle buyurdu RTÜK ve Ulusal Kanal’a 11 bin TL ceza kesti.

Peki aynı RTÜK, TSK mensuplarına itibar katliamları yapılır ve bunlar televizyonda her gün onlarca dakika yayınlanırken böyle bir kararı aldı mı?..

Almadı...

Bu durumda bu RTÜK neyin ve kimlerin kuruludur siz karar karar verin!

 

 

 

Gazete Vatan Emek

Twitter: @GazeteVatanEmek

Facebook: https://www.facebook.com/Gazetevatanemek

AYDINLIK BİR GELECEK, çocuklarımıza bırakacağımız en değerli miras...

 

http://www.gazetevatanemek.com/

 

 


Başbakan’ın hiç bilinmeyen hastalığı?

 

Sabahattin Önkibar

POLİTİKA GÜNLÜĞÜ - Aydınlık, 18 Şubat 2014

sonkibar@gmail.com

 

Fehmi Koru’ya göre, “Kabataş’da belden yukarısı çıplak yüz kişi üstüme işedi” diyen AKP’li gelin Post Partum hastası!

Fehmi benim ilk kez işittiğim bu hastalığı şöyle açıklıyor.

Lohusalık hüznü.

Doğumla beraber hormonal değişiklikler olması ile ortaya çıkan depresyon hali.

Kısacası Fehmi Koru, AKP Bahçelievler Belediye Başkanının gelini olan hanımefendinin halisünasyon gördüğünü söylüyor.

AKP yandaşı Fehmi var olan veriler ve yazısına malzeme yapmadığı özel bilgilerden hareketle bu hükmü verirken Recep Tayyip Erdoğan nuh diyor peygamber demiyor.

Erdoğan son olarak AKP’li geline güya saldıran üstü çıplak deri eldivenli grubun eline bu sefer bir de bira şişesi tutuşturdu.

Fehmi Koru’ya bir çağrım var:

Biz hüküm verirsek muhaliftir deyip önemsemeyecekler, gel şu Tayyip Erdoğan için de bir teşhis koy. Tamam AKP’li gelin Post Partum onu anladık da, bu Tayyip Erdoğan’ın bilinmeyen hastalığı ne?

 

AMAN BAŞBAKAN KIZMASIN DERYA!

 

Derya Sazak kitabında kendi kendini ele veriyor.   

Başbakan kızmasın diye Bilal Erdoğan siyasete girecek diye yazan yazarına sansür uyguladığını açıklıyor.

Bunu sansüre uğrayan Nagehan Alcı’dan öğreniyoruz.

Onun açıklaması da tam bir rezillik:

-”Ben Başbakanın yakın adamıyım, bana kızmaz” diyor.

Şimdi soralım, Derya Sazak Milliyet’ten kovulmasa bunları yazacak mıydı?

Nagehan’a göre Derya, Demirören’in önünde iki büklüm oluyormuş.

Derya Sazak’ı 25 yıldır Ankara’dan tanırım, çok iyi bir gazeteci idi.

AKP ile beraber “Yetmez ama Evet”çi olup yıllarca TRT’den iyi paralar kazandı...

Kapıya konunca aslına rücu etti.

Kovulduğu dakika Fikret Bila da aynı şeyi yapacak!

 

İSMET, ASLI, BALÇİÇEK VE DİĞERLERİ

 

Balçiçek’in AKP’li gelin olayındaki dezenformasyonunu zerre umursamam zira onun Habertük’e nasıl tutunduğunu yakından biliyorum.

Aynı şekilde Nagehan Alcı, Elif Çakır ve Yıldıray Oğur gibi AKP ile gelip AKP yok olacak sözde gazetecilerin gayretkeşliğini de hiç önemsemem.

Ama iki ismin yaptıklarını ayıp sayarım.

Bunlardan biri Aslı Aydıntaşbaş’tır.

Rüzgara ve iklime göre nerede ise üç ayda bir saf değiştiren Aslı Hanım bu olayla  sabıkalarına bir yenisini daha eklemiştir.

Ve Sevgili İsmet Berkan!

İsmet, insan olarak hakikaten adam gibi adamdır ancak nasıl bu algı operasyonuna figüran oldu hala anlamış değilim.

TRT’de program yapmak belli ki onu da zehirlemiş!

 

BABANIN HAİNLİĞİ YALAN MI MURAT BARDAKÇI?

 

Artık birileri bu adama dur demeli. Hayır ekranda insanı çıldırtan ukalalıkları ve program partnerlerine yaptığı saygısızlıkları kastetmiyorum, kendi uydurduğu tarihi kastediyorum.

Yok efendim Vahdettin vatan haini değilmiş! Yok efendim Şeyh Edebali’nin Osman Gazi’ye öğütleri yalanmış!

Yok efendim Rüstem Paşa rüşvetçi değilmiş!

Sanki allame ve tarih otoritesi.

Kimse itiraz bile edemiyor, çünkü aşağılıyor.

Pardon Murat Bardakçı o engin tarih bilginizle (!) vatana ihanet eden babanız İlhan Bardakçı’yı anlatır mısınız?

Yoksa o da mı yalan!

 

FETHULLAH ŞEYTAN İSE, SİZ NESİNİZ?

 

Vatandaş “Açız, iş istiyoruz” diyerek yeni İçişleri Bakanına dert yanıyor.

Efkan Ala şu karşılığı veriyor:

-”Haklısınız. Şeytan taşlamaktan ekonomiye  vakit ayıramıyoruz.”

Şeytan taşlamakla kastedilen Paralel Devlet yani F tipi yapıdır zira Başbakan ile Bakanlarının başka gündemi  yok.

Dolaylı olarak Fethullah Gülen’i hedef alan bu beyandan sonra soralım:

Fethullah Gülen şeytan ise siz nesiniz?

Siz değil misiniz bölükler halinde ziyaretine gidip eller öpen ve emriniz var mı diyen?

Siz değil misiniz ne istedilerse verdik diyen?

Söyleyin sevgili okurlar -onların beyanı ile- şeytana (!) istediğini verenleri ve on iki yıl kol kola olanları nasıl adlandırmak gerekiyor!

 

 

 

Gazete Vatan Emek

Twitter: @GazeteVatanEmek

Facebook: https://www.facebook.com/Gazetevatanemek

AYDINLIK BİR GELECEK, çocuklarımıza bırakacağımız en değerli miras...

 

http://www.gazetevatanemek.com/

 


Uzun adam ne zaman ölecek?

 

Sabahattin Önkibar

POLİTİKA GÜNLÜĞÜ - Aydınlık, 15 Şubat 2014

sonkibar@gmail.com

 

”Üç yıldır uzun adam ölsün diye bekliyoruz!”

Uzun adamdan kastedilen Tayyip Erdoğan’dır.

Peki uzun adam ölsün diye beddua seferberliğini başlatan kim mi?

Tayyip Erdoğan’ın “Ne istedilerse verdik” dediği F tipi örgüttür.

Bunu nereden mi biliyoruz?

AKP’li Enerji Bakanı Taner Yıldız’dan!

Sağlık üzerinden yapılan bu rezil saldırı Tayyip Erdoğan’dan zerre hoşlanmayan biri olarak benim midemi bulandırıyor ki bu fotoğraf dinci münafıkların gerçek yüzünü ortaya koyan belgelerden biridir.

Ancak...

Uzun adamın ölümünü bekleyen ve sağlığını sorgulayan sadece F tipi örgüt değil.

ABD ve İsrail sefaretleri konu ile yakından alakalı.

Dahası, Tayyip Erdoğan sonrası AKP pastasına çöreklenmek ve posta oturmak isteyen tahmin edeceğiniz malum isimler seferber ki en yetkin olanı bu konuyu birinci işi haline getirmiş.

 

KABATAŞ’TA ÜSTÜNE İŞENEN KADIN YALANI

 

- “Kucağında bebesi olan hanım kardeşimize başı örtülü diye saldırdılar.

-Dövüp yerlerde sürüklediler.

-Yetinmediler üstüne işediler.”

Bunları üstelik birkaç gün peş peşe tekrar eden bu ülkenin Başbakanı Tayyip Erdoğan’dır.

İlaveten bunu yapanların belden yukarısı çıplak, deri eldiven giyen onlarca kişilik bir grubun olduğu söylendi...

Ve önceki gün:

O hanımla ilgili görüntüler Kanal D’de yayınlandı.

Ortada Başbakan’ın iddia ettiği hiç, hiçbir şey yok.

Evet tıpkı Dolmabahçe Camiinde söylenen içki içildi ve fuhuş yapıldı örneğinde olduğu gibi bu ifadelerin tamamı uydurma!

Öyle ise soralım Tayyip Erdoğan’ın bu yaptığı nedir söyler misiniz?

Bir Başbakan mazallah böyle bir şey olsa bile ülke birliğini düşünerek bunu gizleyeceğine, olmayan bir şeyi var olarak sunmasını söyleyin nasıl isimlendireceğiz?

Sakın Erdoğan’ı yanılttılar demeyin, diyelim birinci gün yanıltıldı.

Peki ya ikinci ve üçüncü gün aynı şeyleri niye tekrar etti?

 

TAZMİNAT YÜZSÜZLÜĞÜ

 

Dün yani birkaç yıl önce hukuk ve kanun tanımayan Ergenekon-Balyoz tertiplerinin savcı ve hakimlerine tazminat davası açıldığında karşı çıkan ve “o tazminatları devlet olarak biz ödeyeceğiz. Bunun için yasa çıkaracağız” diyen ve gerçekten yasa çıkaran kimdi?

Recep Tayyip Erdoğan!

Peki bugün “17 Aralık’ta oğlum Bilal ile Bakanlarıma operasyon yapan savcılara tazminat davaları açılacak. Bunun için yeni düzenlemeler geliyor” diyen kim?

Yine Recep Tayyip Erdoğan!

Yok ne kadar savrulsak da bu ülke böyle bir Başbakan’ı hak etmiyor.

Bülent Arınç’tan Cemil Çiçek’e AKP’nin dürüstlük simsarları olan sözde hukukçuları bu olanı nasıl içine sindiriyorlar?

 

KUTU KUTU CİNAYET!

 

Birkaç gün önce 17 Aralık yolsuzluk operasyonunda suçüstü olanlar göreceksiniz tahliye edecekler diye yazdık.

Yazdıklarımız elbette bilgiye değil öngörüye dayalıydı.

Deniz Feneri örneği ortada idi ve aynı şeyi yapacaklarından zerre tereddüdüm yoktu.

Seçim öncesi böyle bir görüntü ve imaj olsun istemiyorlardı.

Çete diyerek, kumpas diyerek, örgüt diyerek yeni yargı heyeti ve algı oluşturup bu tabloyu hazırladılar.

Her şey ortada Tayyip Erdoğan’ın bütün o örgüt-çete ifadeleri bunun içindi.

Erdoğan’ın o sözleri bazılarımıza nedamet getirdiğini bile düşündürttü.

Oysa Erdoğan’ın TSK’ya bakışı F Tipi örgütten daha keskindi.

F Tipi yapı o operasyonu emperyal bir misyon ya da görevle, Tayyip Erdoğan’ın omuz vermesi ise bilinç altındaki duygularının eseriydi.

Hülasa Türkiye’de bırakın hukuk ve kanun, artık ahlak da ölmüştür.

 

ÖCALAN MÜTAREKE İSTİYOR!

 

İmralı postacılarının getirdiği son mesaj mütarekedir.

Evet BDP’li İdris Baluken’le Pervin Buldan görüştükleri Öcalan’ın ortak bir metin, anlaşma, proje ve sözleşme istediğini açıkladılar.

Seçimden önce bunlar olmazsa süreç bitebilirmiş!

Görüldüğü gibi Apo kendine verilen sözler doğrultusunda müzakereden sonraki aşamaya adım atarak tahsilata başlıyor.

Anlaşma ve resmi sözleşme demek mütarekenin imzalanması talebidir.

Belli ki Öcalan, Tayyip Erdoğan’ın TBMM’ye sevk ettiği son paketi yeterli bulmayarak hem itiraz hem de ikaz ediyor.

Dilerim yanılırım ama Güneydoğu’da isyan yakındır.

 

 

Gazete Vatan Emek

Twitter: @GazeteVatanEmek

Facebook: https://www.facebook.com/Gazetevatanemek

AYDINLIK BİR GELECEK, çocuklarımıza bırakacağımız en değerli miras...

 

http://www.gazetevatanemek.com/