18 Aralık 2014
Sabahattin Önkibar

Sabahattin Önkibar


İşte ihanet listesi

 

Sabahattin Önkibar

POLİTİKA GÜNLÜĞÜ - Aydınlık, 8 Ağustos 2014

sonkibar@gmail.com

 

Bugün size varlıkları ile İslama türlü zararlar verenlerden kesitler sunacağız:

1) İslamı siyasallaştırıp politik araç yapan Milli Görüş hareketi...

Prof. Necmettin Erbakan son döneminde her ne kadar milli duruşlar sergilediyse de İslamı politize edenlerin başında gelmesinden ötürü son tahlilde Müslümanlığa zararlar vermiş ve inancımızın ideoloji haline gelmesinin öncülüğünü yapmıştır. Erbakan'ın "Bize oy verenler Müslüman, vermeyenler patates dininden" ifadesi gaflet ve dalaletin ötesidir.

2) AKP kadroları...

İslamı emperyalizmin hizmetine sunan bu ekip, siyasi fayda adına toplumu inanç ekseninde cepheleştirerek inanan insanları bile siyasi saiklerle karşı cepheye iterek gerçekte Müslümanlığı hedefe oturtmuştur.

3) Risale-i Nur talebeleri...

Emperyal İslamın yerli ilk tezahürü olan Nurculuk hareketi İslamı temel yörüngesinden çıkarma amaçlıdır ve risalelerle Kur'an'a karşı alternatifi amaçlar. Dinde ilk bölücülük Said'i Kürdi'nin bu teşebbüsü ile başlamıştır.

4) diyanet işleri başkanlığı...

Çok samimi gayelerle kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı özellikle son dönem AKP iktidarının yan kuruluşu gibi hareket ederek AKP'li olmayan Müslümanları dinden soğutuyor...

Keza Diyanet'in Alevi kardeşlerimize hitap etmemesi bir başka olumsuzluk.

5) imam hatip okulları...

Münevver imam yetiştirmek amacı ile samimi duygularla kurulan bu Cumhuriyet okulu maalesef bildik siyasi partilerin arka bahçesi yapılarak İslama hizmet yerine ihanetin göbeğine oturmuştur.

6) F tipi örgüt...

İslam ambalajı ile afyonlanan bu örgütün haşhaşi kadroları Ergenekon ve Balyoz davalarında görüldüğü gibi NATO ve Pentagon'a hizmete adına her türlü rezilliğe imza atmışlardır ki bu alçaklıkları pek çok mümin insanı İslamdan soğutmuştur.

7) İslamcı mafya örgütleri ya da bazı cemaatler...

Tamamı olmasa da Türkiye'deki pek çok cemaat örgütlenmesi gerçekte İslamcı mafya örgütlenmeleridir.

İslama hizmet adı ile örgütlenen bu yapılar aslında din baronlarının saltanatı demektir.

Hangi cemaate gitseniz kendi şeyhleri ya Mehdi ya da Allah'ın veya Peygamber'in yeryüzündeki vekilidir.

Diğer cemaatlerin mensupları ise onlara göre cehennemliktir...

Evet cemaat olayı inancımızın bünyesine giren kanserdir.

Atatürk'ün bu ülkeye yaptığı büyük hizmetlerinden biri de Tekke ve Zaviyeleri kaldırmasıydı.

Eğer kaldırmasaydı bugün Türkiye'de İslam adı ile yüzlerce ayrı din olurdu ki son 40 yıldaki esnemeler ve sayıları katlanan cemaatlerle beraber bu durum ortadadır.

8) İslamcı holdingler...

İhlas Finans, Kombassan ve Yimpaş benzeri onlarca sözde İslamcı holdingin dolandırıcılıkları İslam inancının böğrüne saplanan hançerdir; zira bu holdinglerin temel sermayesi Müslümanlıktı.

9) Deniz Feneri benzeri yardım kuruluşları...

Yine İslam ve onun kuralı zekât kullanılarak yardım maskesi ile inançlı insanları dolandıran bu yapılar Müslümanlığı kirleten diğer kuruluşlardır.

10) Dinci medya...

İslam ambalajı ile okurlarına ulaşan bu mevkuteler aslında inancın değil, köle oldukları iç ve dış siyasi dinamiklerin taleplerini yerine getirdikleri için gerçek müminleri Müslümanlıktan soğumaya itmiştir.

 

 

 

Gazete Vatan Emek

Twitter: @GazeteVatanEmek

Facebook: https://www.facebook.com/Gazetevatanemek

AYDINLIK BİR GELECEK, çocuklarımıza bırakacağımız en değerli miras...

 

http://www.gazetevatanemek.com/

 

Eşikteki büyük bela! [Sabahattin Önkibar]

Perşembe, 07 Ağustos 2014 20:10


Eşikteki büyük bela!

 

Sabahattin Önkibar

POLİTİKA GÜNLÜĞÜ - Aydınlık, 7 Ağustos 2014

sonkibar@gmail.com

 

Türk tarihinin Anadolu’daki bin yıllık serüveninde fetretlere ve hasta adam imajlarına tanık olunmasına olundu da devlet denilen organizasyon olgusuyla çatışan yüz kızartıcı bir pozisyona hiç düşülmedi.

Tersine Türkiye, küllerinden doğduğu yıkılan imparatorluğun borçlarını bile ödeyecek kadar uluslararası onura ve prestije sahip bir ülke olarak tescil gördü.

Oysa bugün bütün bu realiteleri paspas yapan anlayışın sonucu olarak büyük bir belanın eşiğindeyiz.

Evet, Türkiye şimdilerde uluslararası hukukun hedefindedir.

ULUSLARARASI SORUŞTURMA

Suçlandığı konu ise kara para aklamak ve ambargoları delmektir.

ABD Adalet Bakanlığı’nca yürütülen soruşturma büyük bir hızla sürüyor.

İran ve Sudan bağlamında yürütülen soruşturmada hedef alınan kurumlarımız ise Ziraat, Halk ve Vakıflar bankalarıdır.

Diyeceksiniz ki bankaların soruşturulması niye bela olsun?

Beladır; çünkü beklenen cezalar onlarca milyar dolardır.

Dahası, bu cezaları kamu, yani Türk halkı ödeyecek ve bunun sebep olacağı tahribat zaten sıcak para ile zor ayakta duran ekonomimizi yere serecektir.

Özellikle İran bağlamında petrol kaçakçılığına yorumlanacak hadiseler somuttur ki Türkiye’de yapılan Reza Zarrab eksenli operasyonlarla bu durum tescillidir.

Başka bir anlatımla 17 Aralık hadisesinin bu noktada dış boyutu ya da illiyeti söz konusudur ve fatura mutlak şekilde çıkarılacaktır.

ONLARCA MİLYAR CEZA

Verilecek cezayı ödemez ya da umursamazsak mı?

İşte o mümkün değil, ki bunu Fransız BNP Paribas Bankası bile yapamamıştır.

İran, Sudan ve Küba ambargolarını deldiği belirlenen Fransız bankasına kesilen ceza tamı tamına 9 milyar dolardır.

Sakın Tayyip Erdoğan ricacı olur, afettirir demeyin, bu imkânsız; zira aynı şeyi Fransa Cumhurbaşkanı yapamamıştır.

Benzer akıbet paralel ithamlarla soruşturma kıskacında olan Alman ve bazı İtalyan bankaları için de söz konusudur.

Peki, ödenmezse ne mi olur?

Uluslararası sistemin dışına atılır ve bir günde iflas edip çökersiniz!

Doların ya da Federal Rezervin hükümran olduğu küresel finans sisteminde finans kapitale rest çekme şansınız yoktur ve olamaz.

SONBAHARDA KIYAMET

Hele hele ekonominizin benzini tamamen sıcak paraya dayalı ise böyle bir şeyi aklınızdan bile geçiremezsiniz!

Olacak olan şudur:

ABD cezayı kesip Merkez Bankamızın uluslararası bankalarda tutulan rezervine el konulacaktır.

Cereme ise yukarıda belirttiğim gibi Türk halkına çıkacak; çünkü bırakın böylesine onlarca milyar dolarlık cezayı ödeyecek kaynak, Türkiye mevcut cari açığını kapatmak için her ay ilave 6 milyar dolara ihtiyaç duyuyor.

İşte pek çok çevrenin sonbaharda kıyamet var demesi bunun içindir.

BARZANİSTAN PETROLÜ

Sadece beklenen bu ceza değil, Türk ekonomisinde çarklar artık dönmüyor ve toplanan dolaylı vergilerde büyük düşüşler var...

Tayyip Erdoğan’ın “faizi düşürelim” çığlığı bunun için, yani ekonomiyi canlandırıp dolaylı vergi kaybını engellemek adınadır.

Evet, Türkiye yıllardır ilk defa geçtiğimiz iki ay eksi vermiştir; lakin buradaki açmaz da faiz inerse sıcak paranın kaçacağı gerçeğidir.

Yapılan uluslararası soruşturma ile alakalı son notumuz Barzanistan ile beraber yapılan petrol kaçakçılığıdır ki bundan da ceza alınması söz konusudur. Maliki’nin konu ile alakalı şikâyeti görüşülüyor.

Evet, görüldüğü gibi Tayyip Erdoğan Türkiye’yi sadece inanç, mezhep, siyasi ve sosyal olarak ayrıştırmadı, aynı zamanda ekonomide ülkeyi uçurumun kenarına getirdi...

 

 

 

Gazete Vatan Emek

Twitter: @GazeteVatanEmek

Facebook: https://www.facebook.com/Gazetevatanemek

AYDINLIK BİR GELECEK, çocuklarımıza bırakacağımız en değerli miras...

 

http://www.gazetevatanemek.com/

 

 


Tayyip'in yapacağı çılgınlıklar?

 

Sabahattin Önkibar

POLİTİKA GÜNLÜĞÜ - Aydınlık, 6 Ağustos 2014

sonkibar@gmail.com

 

Meydanlardaki kalabalıklara bakıp sakın davası olmayan biri böylesi kalabalıkları toplayamaz diye düşünmeyin, alanlardakiler devlet kalabalığıdır.

Her ilde devlet yardımı alanlar bu kalabalıkların omurgasıdır.

İlaveten belediye ya da kamu görevlileri, parti üyeleri ve fabrika işçileri ile İmam Hatipliler bu kalabalığın kadrolularıdır.

Hakkını teslim edelim, AKP devşirme kalabalıkları bir araya getirmede başarılı, hadise budur.

ABD, AB VE SİYONİZM

Kuşkusuz buna Erdoğan'ın belagatı, televizyonu iyi kullanması ve siyasetteki rakipsizliğini ilave etmek gerekiyor; ancak belirleyici unsur, AKP'nin menfaat dağıtan iktidar olma özelliğidir.

Diyeceksiniz ki Erdoğan'ın davası yok.

Var ve kendi sultasının devamıdır.

Evet, Tayyip Erdoğan'ın bugün için tek davası, iktidarının sürmesidir.

Hayır, öyle değil diyenler, bu soruya yanıt veremezler:

Nedir Erdoğan'ın davası, Avrupa Birliği mi, İslam Birliği mi?

Her iki başlıktaki tutumu ya da duruşu tescilli...

Hıristiyan Birliği olan AB'nin önünde eğilen Tayyip Erdoğan'a İslam mücahidi diyebilir miyiz?

Keza partisi AKP'yi kurarken Siyonizmin tepe kuruluşu ADL'nin Başkanı olan Abraham Foxman'la gizlice buluşup destek talep eden o değil mi?

KÜRESEL FİGÜR

Amerikalı Musevi lobilerine elçiler gönderip "Ne olur beni kullanın, deliğe süpürmeyin" mesajı kime aitti?

Aynı şekilde Cumhurbaşkanı ya da Başbakan olmadan Beyaz Saray'da ağırlanan ender isimlerinden biri o değil mi?

Siyonist örgütün madalyalarına layık görülen ve İsrail'le Kürecik'le kalkan olan kimdir?

Devam edelim, Irak'ta Müslüman avına çıkan ve mümine hanımların ırzına geçen Amerikan askerleri için "Başarılarına duacıyız" demeçlerini veren Erdoğan değil mi?

Kısacası, küresel irade ya da emperyalizmle kol kola giren Tayyip Erdoğan'dan başkası mı?

Peki, böyle birinin ulvi bir davası olabilir mi?

Ama Gazze ve Hamas deyince heyecanlanıyor, İmam Hatipliyi sahipleniyor ve türbanı kutsuyor mu dediniz?

TÜRKİYE DAVASI MI?

Doğru, bunları yapıyor; lakin o yapılanlar biraz bilinçaltının duygu tezahürü, biraz da istismar gayesinin sonucudur.

Peki ya Türkiye'ye hizmet aşkı?..

Keşke öyle bir derdi olsa ama o da yok; zira bu tür gayesi olan biri toplumu etnik, inanç ve mezhepsel eksende kamplara bölüp cepheleştirmez.

Türkiye'ye hizmeti şiar edinen biri ülkenin adını temsil eden TC ibarelerinin devlet dairelerinden silinmesine seyirci kalmaz.

En önemlisi, yine adı Türkiye olan bir ülkenin Başbakanı Türk Milliyetçiliğini ayaklar altına alıyorum demez...

Ülkenin birikimlerini özelleştirme adı ile yandaşlarına peşkeş çekmez ve toplumun en az yarısını hasım gibi görmez.

MANEVİ GÖREVLİ

Ve de kişisel siyasi hedefleri adına bölücü örgütü ile önderini omzuna alıp Türkiye'nin bütünlüğüne ipotek koymaz.

Benim Tayyip Erdoğan'a dair hükmüm şudur:

Emperyal bir proje olan Erdoğan benzerleri misali dehşet bir iktidar tutkunu veya esiridir ki bunu kaybetmeme adına akla gelebilecek her türlü çılgınlığı yapabilir. Tayyip Erdoğan'ın kişisel olarak vicdanında kendini rahatlatması ise İslami jargonla ilmi siyaset yaptığı, yani bütün dünyayı kandırarak kendi gayesi olan laik-milli-üniter Cumhuriyetten rövanş ve geçmişe dönüş adına manevi görevli olduğuna inanması ya da kendini öyle kandırmasıdır...

 

 

 

Gazete Vatan Emek

Twitter: @GazeteVatanEmek

Facebook: https://www.facebook.com/Gazetevatanemek

AYDINLIK BİR GELECEK, çocuklarımıza bırakacağımız en değerli miras...

 

http://www.gazetevatanemek.com/

 

Rezilliğin ikizleri! [Sabahattin Önkibar]

Cumartesi, 02 Ağustos 2014 04:41


Rezilliğin ikizleri!

 

Sabahattin Önkibar

POLİTİKA GÜNLÜĞÜ - Aydınlık, 2 Ağustos 2014

sonkibar@gmail.com

 

Biri Ergenekon tertibinin tetikçisi!

Diğeri Balyoz kumpasının bavulcusu!

Şamil Tayyar ile Mehmet Baransu...

Bu aralar Twitter mecrasında birbirlerine öyle küfürler saydırıyor ki benim doğduğum yerde o sözler için adam vururlar.

Karşılıklı küfürlerde pornoculuk, eşcinsellik, şantajcılık, sahtekarlık ve şerefsizlik ithamları gırla gidiyor.

Eşler bile sövgülere malzeme...

Peki bütün bunlar niçin mi?

Fetullah ile Tayyip'in iktidar kavgası adına!

Pardon ama bu ikili 10 küsür yıl beraber yürümediler mi o emperyal yolları?

Ve siz yani Tayyar ile Baransu o beraberliğin bakiyesi değil misiniz?

Bugün birbirinize etiğiniz rezil küfürleri dün TSK ile şanlı mensuplarına ve Ergenekon kahramanlarına beraber etmediniz mi?

Keza yapılan alçaklıklara omuz vermediniz mi?

Daha net ifade düne kadar rezil kumpasın kullanışlı ikizleri değil miydiniz?

Ve bugün herşeyinizle işte biz ve davamız aslında budur demektesiniz!

 

ÖMER TAYYİP TÜRK DEĞİL Mİ?

 

Tayyip'ten Ekmeleddin'e:

-Mısır'da doğdun, Cumhurbaşkanı olamazsın!

Karşı taraftan anında sorulu bir mukabele:

-Ömer Tayyip de ABD'de doğdu Türk değil mi?

O kim mi?

Bilal'in oğlu, Tayyip'in torunu!

Çocuk ABD'de doğdu ve ABD vatandaşı.

Bilal Erdoğan'ın Amerika serüveni askerlikten yırtma yani bedelli olarak yapmaya ve çocuğuna ABD pasaportu kazandırmaya yaradı...

Orada kalış amacı o muydu değil miydi bilmeyiz ama sonuç budur.

Doğum yeri konusuna dönersek:

İlginçtir Başbakan Mısır'a kaçan Ekmel Bey'in babası sabıkalı İhsan Efendi'yi göklere çıkarırken babasının kararı sebebiyle orada doğan İhsanoğlu'nu hedefe oturtup dolaylı olarak Türklüğünü tartışıyor...

Pardon ama Mısırlı Esma Türk müydü niye ağlamıştı Tayyip Bey?

 

EYÜP CAN CUMHURİYET'E GENEL YAYIN MÜDÜRÜ!

 

Başlığa bakıp bu da nereden çıktı demeyin, yakındır Fetullah'ın altın çocuğu Eyüp Can Cumhuriyet'e genel yayın müdürü olur.

Neye dayanarak mı söylüyorum?

Ayak seslerine...

İlhan Selçuk gibi kuvvacı bir basın önderinin milli ideolojisine söven Aydın Engin gibiler Cumhuriyet'te köşe kapmışsa Eyüp Can gündemde demektir.

Laf aramızda ama neden Tuncay Özkan değil de Aydın Engin?

Çeyrek asırdır tanıdığım Tuncay gazetecilikte yüz tane Aydin Engin eder.

Bazı konularda pasif bulduğum Mustafa Balbay'ın bu olaydaki dik duruşunu alkışlıyorum ve yiğit tavrını sürdürmesini diliyorum.

Hala sağ-sol gibi soğuk savaş kavram tüccarlıkları ile ayakta duranlar merak içindeyim biat kültürünün yeni Peygamberi Fetullah ile işbirliği ve ABD - AB uyduluğunu solculukla nasıl özdeşleştiriyorlar?

 

ÇİLLER NEDEN KORKTU?

 

Sosyal medyada bir haber:

Tansu Çiller Ekmeleddin'i destekleyecek.

Çiller'den ertesi gün yalanlama:

- "Vallahi-billahi İhsanoğlu'nu desteklemeyeceğim."

Pardon ama Çiller'in eski partisi DP ile DYP'nın ortak kararı bu değil mi?

Öyleyse haber yalan olsa bile alelacele bu yalanlama niçin?

Birden Özer Çiller'in üçü Tepebaşında olmak üzere İstanbul'da açtığı oteller geldi aklıma.

Ardından bir dönem imara kapalı olan ve AKP ile imara açılan Zekeriyaköy'deki villa inşaatlarını hatırladım.

Ve peşi sıra faili meçhuller dosyası geldi gözümün önüne.

Ve anında hükmümü verdim:

Türkiye bölünür ve uçuruma yuvarlanırken eski bir Başbakan olarak tek bir kelime etmeyen Tansu Çiller'in bu açıklaması Erdoğan'ın hışmına uğramamak için dedim!

Ne dersiniz hükmüm sübjektif midir?

 

 

 

Gazete Vatan Emek

Twitter: @GazeteVatanEmek

Facebook: https://www.facebook.com/Gazetevatanemek

AYDINLIK BİR GELECEK, çocuklarımıza bırakacağımız en değerli miras...

 

http://www.gazetevatanemek.com/

 


Türkiye’deki Taliban okulları

 

Sabahattin Önkibar

POLİTİKA GÜNLÜĞÜ - Aydınlık, 1 Ağustos 2014

sonkibar@gmail.com

 

Bayram olmasına rağmen bir yazıya bu kadar olumlu tepkiyi hiç almamıştım.

Önceki günkü “İşte Tayyip Örgütü” başlıklı yazımda İmam Hatiplerle Camiler ve Diyanet görevlilerinin politize edilmesine toplumda var olan isyan meğer had safhadaymış.

Kamuoyunda tanınan merkez sağ -sol siyasetçilerden emekli generallere kadar pek çok isim telefon ve e-mail yolu ile endişelerime ortak oldular.

Evet, İmam Hatip tedrisatının milli eğitime hakim kılınması laik Cumhuriyetten rövanş hedefinin en önemli adımıdır zira siyasallaşan İmam Hatipler artık Afganistan’da geçmişte kurulan CIA destekli Taliban okullarından farklı değildir.

Onlarca yıldır var olan kontrollü İmam Hatip okullaşması bile bugünkü siyasi iklimi ve tabloyu hazırladı ise İmam Hatiplerin eğitime motor yapılması ile Türkiye çok yakın gelecekte Taliban iktidarının önünü açar ve F Tipi örgüt misali büyük bir bela ile daha yüzyüze geliriz.

Dileriz Askeri Şûra’da askerler bu belayı Başbakan’a duyursunlar!

 

DEMİRTAŞ’I UMUT YAPANLAR

 

Şaşıracaksınız ama Karadeniz’in AKP karşıtı olan ahalisinden bile Selahattin Demirtaş’a övgüler dinledim.

Üç şeyini beğeniyorlar.

İçtenliğini...

Tayyip Erdoğan’a yaptığı etkili muhalefeti...

Ve Türkiyelileşme mesajlarını vermesini...

Bir kere daha emin oldum, PKK ve ardındaki emperyal irade ne kadar uğraşırsa uğraşsın Türkleri Kürtlere düşman edemiyor ki bu çok iyi bir haberdir.

Allah korusun halklar ne zaman kan davalı olur o gün Anadolu parçalanır.

Hadisenin bir başka boyutu toplumdaki muhalefet ve lider açlığı yani Selahattin Demirtaş’tan bile medet umulmasıdır.

 

IŞİD REHİNELERİNE KAHKAHA!

 

Bayramda bırakılır dediler yalancı çıktılar.

İki aya yaklaşıyoruz IŞİD eşkıyalarının rehin aldığı konsolosluk görevlilerinden hala haber yok.

Tayyip Bey’e sorsanız cihan ondan soruluyor lakin gerçekte o serseri güruh bile takmıyor Erdoğan’ı ...

Yayın yasağı var, konunun tartışılması bile yasak!

Hatırlanmasın diye de Bülent Arınç olmadık gündem konuları icad ediyor.

Önce kadınlar kahkaha atmamalı dedi, akabinde sevgili ile tatile giden kadınları gündeme getirdi.

Yandaşı destek diğerleri sazanlıkları sebebi ile o kahkahanın üstüne atladılar.

Hakikat şudur:

Böyle bir konjonktürde kadınlar kahkaha atmamalı gibi demeçler vermek, IŞİD’in elindeki rehinelerin dramına kahkaha atmak gibidir Bülent Bey!

 

ÇARŞI’YA KUTLU OLSUN!

 

Beşiktaş’ın Hollanda’nın önemli takımı Feyernod’u yenip Şampiyonlar Ligi’ni aralaması iyi bir Fenerbahçeli olarak beni çok sevindirdi.

Niye mi?

Çarşı Gurubu bu sonuca çok sevinecek de ondan!

Evet, bende zuhur eden Beşiktaş ilgisi aslında Çarşı sevgisidir.

Onun Gezi’yi, Ata’yı, bayrağı ve özgürlüğü sahiplenmesini; Ergenekon ve Balyoz’daki alçaklıklara diklenmesini sevdim...

Çarşı tıpkı Fenerbahçe camiası ve Aziz Yıldırım misali AKP ve Cemaat faşizmine meydan okuyarak TBMM’deki muhalif partilerin bile yapamadığını yaparak milliliğin sivil önderleri oldular.

 

 

 

Gazete Vatan Emek

Twitter: @GazeteVatanEmek

Facebook: https://www.facebook.com/Gazetevatanemek

AYDINLIK BİR GELECEK, çocuklarımıza bırakacağımız en değerli miras...

 

http://www.gazetevatanemek.com/