19 Aralık 2014
Yusuf Yavuz

Yusuf Yavuz

 

'Dünya iflasa gidiyor, topraklarınıza sahip çıkın!'

 

Yusuf Yavuz

14 Ocak 2012

 kate_clow2

İngiliz yazar ve gezgin Kate Clow, HES'ler yüzünden topraklarını gözden çıkaran Türk'lere böyle seslendi...

Türkiye’nin en uzun ikinci uzun mesafe yürüyüş rotası olan St. Paul Yolu’nu projelendirerek turizme kazandıran İngiliz yazar, gezgin ve turizmci Kate Clow, 2015 yılına kadar Antalya- Avrupa kıtası arasındaki rotalarla birleştirilmesi planlanan St. Paul Yolu’nun önemli bölümünü etkileyecek olan Kasımlar Barajı ve HES projesine tepki gösterdi. Türkiye’nin benzersiz bir ülke olduğunu söyleyen Clow, “Türkler sahip oldukları değerleri nasıl böyle mahvedebiliyorlar aklım almıyor. Dünya iflasa gidiyor, topraklarınızı terk etmeyin!” uyarısında bulundu.

TOROSLAR’DAKİ ROMA VE SELÇUKLU YOLLARINA HES TEHDİDİ

İngiliz asıllı Türk vatandaşı yazar Kate Clow, Antalya ve Isparta sınırlarını kapsayan ve Türkiye'nin ikinci uzun mesafe yürüyüş rotası olan St. Paul Yürüyüş Yolu'nun geliştirilmesi için uzun yıllardır çalışıyor. Antik Roma yollarıyla, Selçuklu ve Osmanlı döneminden kalma kervan ve katır yollarını yokolup gitmekten kurtararak turizme kazandırmayı hedefleyen Clow'un bu projesi yaklaşık on yıldır sürüyor. Her yıl dünyanın dört bir yanından gelen yürüyüşçüleri ağırlayan St. Paul Yolu'na ilgi giderek de artıyor. Ancak Clow'un başı bugünlerde rota üzerinde inşa edilmek istenen baraj ve HES projeleriyle dertte. Çünkü Antalya ve Isparta sınırlarında Toros dağlarının en zengin coğrafyasında projelendirilen Kasımlar Barajı ve HES projesi, St. Paul Yolu'nun önemli bir bölümünü olumsuz ölçüde etkileyecek.

NİSAN'DA YÜRÜYÜŞÇÜLER GELMEYE BAŞLAYACAK

Kasımlar Barajı ve HES Projesinin kapsadığı alanda antik yolları da kapsayan yürüyüş rotaları ve konaklama tesisleri oluşturmak için kapsamlı bir proje üzerinde çalıştığını anlatan Kate Clow,  Kesme, Çukurca, Değirmenözü, Çaltepe, Selge ve Karabük köylerini kapsayacak alternatif rotanın üç dilde yayınlanacak kitapla turizmin hizmetine sunulacağını söyledi. Rota boyunca konaklama yerlerinin sayı ve kalitesinin arttırılmasını hedeflediğini dile getiren Clow, "küçük grupların konaklayabileceği ev pansiyonları oluşturmayı amaçlıyoruz. Proje hayata geçtiğinde Kesme ve Selge arasında her gün yürüyüşçüler olacak ve her köyde para bırakacaklar. Bu çalışmaların ardından Nisan ayında yürüyüşçüler gelmeye başlayacak" dedi.

‘ANTALYA'YI EVLİYA ÇELEBİ YOLU'NA BAĞLAYACAĞIZ’

St. Paul Yolu uzun vadede yılda 100 bin yürüyüşçünün katedeceği önemli bir rota olacağını dile getiren Clow,  "Avrupa Birliği bünyesinde de St. Paul Yolu'nun Antalya ile Avrupa kıtası arasındaki bölümünün bağlantısının yapılması konusunda çalışmalar yapılıyor. Öncelikle Antalya- Yalvaç arasındaki rotayı iyileştirmeye çalışıyoruz. Afyon Frig Yolu, oradan Eskişehir'den İstanbul'a kadar Evliya Çelebi Yolu ile bağlantısını yapacağız. İstanbul'dan sonra ise Sultan Yolu ile Avrupa kıtasına bağlantı yapacağız. AB delegasyonu ve Avrupa Konseyi'nden katılımcılarla birlikte Şubat ayında bu kapsamda bir toplantı gerçekleştireceğiz. En geç 2015 yılına kadar projenin hayata geçmesi öngörülüyor" diye konuştu.

'TÜRKLER GÜZELLİKLERİNİ NASIL BÖYLE MAHVEDEBİLİYORLAR'

Kasımlar Barajı konusundaki endişelerini Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkililerine ilettiğini kaydeden Clow, "Kasımlar Barajı'nın kapsayacağı alan,  St. Paul Yolu'nun önemli güzergahlarıyla kesişiyor. Bu durum gelecek vadeden bu projeyi olumsuz etkileyecek. Bölgeye gelen turistler, sabah gözlerini açıp vadiye baktıklarında baraj inşaatı ve moloz yığınlarıyla karşı karşıya kalacak. Patlayan dinamitler, iş makineleri, kamyonlar ve dayanılmaz bir gürültü. 'Ahh! Neden buraya geldik!' diyecekler. Ben bu durumu tur şirketlerine nasıl izah edebilirim? Bir vadi neden bu şekilde mahvediliyor anlamıyorum. Türkiye, o kadar güzel bir ülke ama Türkler sahip oldukları güzellikleri mahvedebiliyorlar. Bu inanılmaz bir şey! Sanki bir cinayet" şeklinde konuştu.

KÖPRÜÇAY, BALIK BAYKUŞU'NUN TEK YAŞAM ALANI

Kasımlar bölgesinin turizm çeşitliliği açısından gelecek vadeden, değerli bir alan olduğunu kaydeden Clow, bir kaç ay önce bu bölgede Türkiye'de ilk kez bir baykuş türüne rastladıklarının altını çizerek konuşmasını şöyle sürdürdü: "Balık Baykuşu adı verilen bu değerli tür dünyada sadece Hindistan'da yaşadığı biliniyordu ama Türkiye'de sadece bu bölgede görüldü. Köprüçay'ın sularında yaşayan balıklar ve kurbağalarla besleniyor ve yuvalarını bu kanyona yapıyor. Kanyon boyunca avcılık yapıyor. Bu çok önemli bir değer ama yokolmak üzere. Artık UNESCO koruma kavramının bütüncül olmasından yana tavır sergiliyor. Köyleriyle, gelensel yaşamıyla, doğasıyla ve uygulanacak her türlü projesiyle bütüncül bir koruma anlaşıyı geliştirmek gerekiyor."

‘TOROSLAR'IN SULARIYLA OYNARSANIZ ANTALYA RİSKE GİRER’

Baraj projesinin kapsadığı bölgede Çukurca ve Kesme köyleri arasında Roma döneminden kalma merdivenli antik yolların bulunduğunu söyleyen Clow, Değirmenözü köyü yakınında bulunan Roma köprüsünün de HES projesinin altında kalacağını kaydetti. Köprüçay Havzasındaki HES ve baraj projelerinin hayata geçmesiyle vadinin özelliğinin yokolacağını savunan Clow,  "çünkü Toros Dağları bana göre çok önemli. Çünkü bütün bu sahil kısmında yer alan yerleşimlerin hemen hepsi Toroslar'dan besleniyor. Eğer Toroslar'ın çok değerli olan sularını bu biçimde heba ederseniz. Antalya kıyılarında turizmde, tarıma bütün sektörler Toroslar'ın sularıyla hayat buluyor. Toroslar'ın sularıyla oynamaya başlarsak sahildeki insanlar risk altına girer. Bunu görmüyorlar. Her yıl daha az kar yağıyor Toroslar'a ama her yıl daha çok suyu bilinçsizce tüketiyoruz. Yıllık tükettiğimiz suyun oranı, rezervlerimizin çok üstünde. Türkiye bu açıdan her yıl eksiye doğru gidiyor" diye konuştu.

'DÜNYA İFLASA SÜRÜKLENİYOR, TOPRAKLARINIZI SATMAYIN!'

Kasımlar ve bölgenin diğer köylerinde yaşayanlara da uyarılarda bulunan Clow, 15 yıl sonra kentlerdeki yaşamın çok daha zorlaşacağının altını çizerek şöyle konuştu: "Kentler daha çok kalabalık ve sıcak, benzin fiyatları çok daha pahalı olacak. Hepsinden önemlisi iş alanları daha da azalacak. Dünya ekonomisi iflasa doğru sürükleniyor. İşte o zaman geldiğinde kendi köyüne geri dönmek isteyeceksin. İşte o zaman şimdi kolayca gözden çıkardığınız topraklarınız için çok üzüleceksiniz. Gıdanızı, hayvanlarınızı nerede yetiştireceksiniz o zaman. Hangi tarladan karnınızı doyuracaksınız. Türkiye'de şimdilik bir şey garanti; insanlar nerede yaşıyor olursa olsunlar kendi köylerine döndüklerinde kendi ihtiyaçlarını sahip oldukları topraklarda üretebilirler, hayatlarını sürdürebilirler. Bu, gençler için daha çok önemli bir yaşam garantisidir. Toprak bir mirastır ve geleceğin garantisidir. Topraklarınızı asla terk etmeyin ve satmayın."

'DÜNYADA TÜRKİYE'DEN BAŞKA BARAJ YAPAN ÜLKE KALMADI'

Türkiye'nin enerji ihtiyacını güneşten karşılayabileceğini savunan Clow, bu yönde yapılacak düzenlemelerle yaşamı tahrip eden barajlara ihtiyaç olmayacağını savundu. Dünya genelinde solar enerji panolarının fiyatları giderek düştüğünü anlatan Clow, "Avrupalılar bir çok vadisini bu şekildeki HES projeleriyle mahvettiler ama şimdi çok üzülüyorlar. Yeniden eski haline getirmek için uğraşıyorlar. Pakistan bile barajlarını yıkmaya başladı. Ben 15- 20 yıldır yeni baraj inşa eden ülke görmedim. Türkiye hariç tabii. Ben Türkiye'yi çok çağdaş bir ülke sanıyordum. Nüfus çok genç, hareketli bir ülke. Neden bu geri kalmış teknolojileri uygulamaya kalıyorlar anlamıyorum” dedi.

İSVİÇRELİ ŞİRKET BATTI, TÜRKİYE'NİN BARAJI ÇALIŞAMIYOR'

HES projeleri ve bu projelere donanım sağlayan sektörle Dünya Bankası arasında kolay kredilendirme ilişkileri bulunduğunun altını çizen Clow, İsviçre'de HES türbinleri üreten büyük bir şirketin iflas ettiğini ve Artvin'de yıllardır bir türlü bitirilemeyen büyük bir barajın bu nedenle işletmeye alınamadığını öne sürdü. Clow, "enerjide dışa bağımlıyız diyorlar. Oysa asıl teknolojide dışa bağımlılar. Biz Çoruh'taki yanlıştan bir şey öğrenmedik mi. Hiç ders almadık mı olanlardan. O kadar kişi göç etti, o kadar çiftçi iflas etti hala bir şey öğrenmedik mi biz bu olanlardan. Zeytinden pirince her şey yetişiyordu Artvin'de, şimdi bitti! " görüşünü savundu.

 

Gazete Vatan Emek

Twitter: @GazeteVatanEmek

Facebook: https://www.facebook.com/Gazetevatanemek

AYDINLIK BİR GELECEK, çocuklarımıza bırakacağımız en değerli miras...

 

http://www.gazetevatanemek.com/

 


 

İşte Türkiye’nin HES gerçeği…

Yedi yıl önce nehirdi, can suyu ile çöplük oldu!

 

 

Yusuf Yavuz

8 Ocak 2012

 

Antalya Kumluca’daki Alakır Nehri’nin 10 kilometrelik bölümü HES’ler yüzünden tamamen kurudu. Yedi yıl önce köylülerin balık tuttuğu, tarlasını suladığı nehir yatağı bugün çöplük olarak kullanılıyor. Kumlucalı üretici Mehmet Başar, “can suyunu savunanlar HES gerçeğini gelip burada görsünler” sözleriyle nehrin kurutulmasına isyan etti.

SULAR HES İÇİN BORULARA ALININCA NEHİR YATAĞI KURUDU

Antalya’nın Kumluca ilçesindeki Alakır Nehri üzerine 1971 yılında taşkın koruma amacıyla yapılan Alakır Barajı, uzun yıllardır sulama amacıyla da kullanılıyordu. Barajda tutulan Alakır Nehri’nin suları belirli aralıklarla nehir yatağına bırakılıyordu. Ancak barajdan nehir yatağına bırakılan suların cebri borulara alınarak HES’ler için kullanılmaya başlamasının ardından Alakır Nehri’nin Hasyurt beldesi sınırlarındaki bölümü tamamen kurudu.

‘BİTKİ VE CANLI TÜRLERİ TAMAMEN YOKOLDU’

Alakır Çayının suları, Alakır Barajı'nın çıkışından cebri borular içine alınarak Hataplı Mahallesi’ne yapılan HES'e aktarıldığını anlatan Karacaören Doğa Kültür Turizm Tanıtma ve Dayanışma Derneği Başkanı ve üretici Mehmet Başar, bu nedenle nehir yatağının yaklaşık 10 kilometrelik kısmının kurutulduğunu söyledi. Nehir yatağının kurumasıyla birlikte bölgenin bitki ve canlı türlerinin tamamen öldüğünü söyleyen Başar, “buradaki ağaçlar kurudu, yok oldu. Burada balıklar, yılanlar, kurbağalar ve çok sayıda kuş türü yaşıyordu, hepsi yok oldu” diye konuştu.

‘İŞTE CANSUYUNUN SONU BU!’

HES'ler konusunda yaşanan tartışmaların odağını oluşturan can suyu kavramının sonucunun bütün çarpıklığıyla burada görüldüğünü dile getiren Başar, nehir yatağındaki canlı yaşamın sürmesi için bırakılması gereken can suyu miktarının sonu işte bu. Normalde burada balıkların, kuşların, leyleklerin yaşıyor olması gerekiyordu. Onlarca bitki türünün burada yaşamını sürdürmesi gerekiyordu. Yasalar böyle diyordu ama görüyorsunuz işte hiç bir tanesi yok. Burası yaklaşık yedi yıldır bu durumda. HES için suyun tamamı tutulunca nehir işte böyle kurudu. Nem dengesi kayboldu. Bütün ekosistem bozuldu. Sonuçta da çöplüğe dönüştü. Bu mahalledeki insanlar bütün çöplerini buraya döküyorlar. Bu içler acısı durum, Anadolu'nun dört bir yanındaki HES tartışmalarına en çarpıcı örnektir. İnsanlar HES gerçeğini, can suyunu gelip burada görsünler. Can suyu bıraktık, akıyor diyenler gelip buradaki gerçeği görsünler” dedi. 

‘TARLAYI NEHİRDEN SULUYORDUK, ŞİMDİ 100 METRE SONDAJ YAPIYORUZ’

Hasyurtlu çiftçi Mustafa Zeybek ise geçmişte barajdan nehir yatağına bir miktar suyun bırakıldığını ancak suların HES için borulara alınmasıyla birlikte yedi sekiz yıldır nehir yatağının bu bölümünün kuruduğunu söyledi. Geçmişte burada balık avladıklarını dile getiren Zeybek, “kışın göçmen kuşların yaşadığı bir yerdi burası. Her çeşit kuş yaşıyordu burada. Sözde çaya bir miktar su bırakılacaktı ama kurudu maalesef. Biz bu çaydan pancar motoruyla su alıp seralarımızı suluyorduk. Ama şimdi kuyular açıp seksen- yüz metre sondaj  yaparak su bulmaya çalışıyoruz” diye konuştu.

PROF. DR. KANTARCI: ‘CANSUYU, SOYKIRIM ANLAMINA GELİYOR’

Alakır Çayı havzasındaki HES’lerle ilgili hazırladığı kapsamlı raporu kitap haline getiren İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Ekoloji ve Toprak İlmi Ana Bilim Dalı Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğan Kantarcı, kitabında, ‘can suyu’ uygulamasının insan ve canlı yaşamı için ‘soykırım’ anlamına geldiğini öne sürdü. Türkiye Ormancılar Derneği tarafından yayınlanan ‘Alakır Çayı Havzasında HES Kurulması girişimlerinin Ekolojik Bakımdan irdelenmesi’ başlıklı kitabında, derenin getirdiği suyun yıllık ortalama debisi üzerinden bir hesap ile hidroelektrik üretimine su sağlamağa kalkışmanın doğru olmadığını savunan Kantarcı, “yıllık ortalama su gelirine göre veya mevsimlik/aylık su gelirine göre suyun yüzde 10 kadarının 'can suyu' adı altında dereye bırakılması, derede ve çevredeki canlılara (insanlara da) soykırımı uygulamak anlamına gelmektedir" görüşüne yer verdi.

BEŞ HES’İN ‘ÇED GEREKLİ DEĞİLDİR‘ KARARI İPTAL EDİLMİŞTİ

HES için su tutulmasının yanında Dereboğazı mevkiindeki Kırkgöz Köprüsü’nün kemerli gözlerinin Alakır’ın taşıdığı materyal ile dolarak tıkanmasının da nehir yatağının kurumasında önemli etken olduğu belirtiliyor. Alakır Havzası’nda projelendirilen ve bir kısmı inşaat aşamasında olan toplam 9 HES’in altısına dava açılmış, beş tanesinin ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararı Antalya İdare Mahkemesi tarafından geçtiğimiz ay iptal edilmişti. Nehir yatağının bir kısmının kurumasına neden olan HES’ler, Alakır Barajının mansabından bırakılan sulardan enerji üretmek amacıyla inşa edilmişti.

  

BUGUN_copluk

 

BUGÜN ÇÖPLÜK OLAN ÇAY, 6-7 YIL ÖNCE BÖLGE İNSANI VE CANLI YAŞAMIN ÖNEMLİ BİR SU KAYNAĞIYDI

 

ALAKIR_nehri 

ALAKIR NEHRİNİN HASYURT BELDESİ SINIRLARINDAKİ YAKLAŞIK ON KİLOMETRELİK KISMI BUGÜN TAMAMEN KURUMUŞ DURUMDA

 

MEHMET_BAsAR 

MEHMET BAŞAR HES GERÇEĞİNİ GELİP GÖZLERİYLE BURADA GÖRSÜNLER DİYOR

 

ciftci 

ÇİFTÇİ MUSTAFA ZEYBEK, ÇAYIN KURUMASIYLA YER ALTI SULARININ ÇEKİLDİĞİNİ VE YÜZ METREYE SONDAJ YAPARAK SU ARADIKLARINI SÖYLÜYOR

 

 ALAKIR_cAYI

ALAKIR ÇAYI'NIN HASYURT SINIRLARINDAKİ YAKLAŞIK 10 KİLOMETRELİK KISMI HES YÜZÜNDEN KURUMUŞ

 

 

Gazete Vatan Emek

Twitter: @GazeteVatanEmek

Facebook: https://www.facebook.com/Gazetevatanemek

AYDINLIK BİR GELECEK, çocuklarımıza bırakacağımız en değerli miras...

 

http://www.gazetevatanemek.com/

 

 

 

Bu vadiyi görmeden ölmeyin!

Cuma, 06 Ocak 2012 21:43

 

Bu vadiyi görmeden ölmeyin

 

Yusuf Yavuz

6 Ocak 2012

 

Isparta'nın Sütçüler ilçesine bağlı Kasımlar beldesi, bölgede yapılacak olan baraj ve HES projesiyle gündeme gelirken turizmciler ve doğa tutkunları bölgenin önemine işaret ederek bu zenginliğin yok edilmemesini talep ediyor. Türkiye'nin önemli yürüyüş parkurlarını turizme kazandıran fotoğraf sanatçısı Ersin Demirel, bölgeyi güneyin Anzer'i olarak tanımlarken, turizmci İbrahim Ağartan da yörenin dokusunun yitirilmemesi gerektiğini söyledi. Baraj HES ve taş ocaklarına direnen bölge, 'ölmeden önce görülmesi gereken yerler' arasında anılıyor.

YUKARI KÖPRÜÇAY'IN RENKLERİ

Kastamonu İstiklal Yolu, Yenice Ormanları Yürüyüş Yolları ve Çorum Hitit Yolu gibi önemli yürüyüş rotalarını Türk turizmine kazandıran fotoğraf sanatçısı ve gezi yazarı Ersin Demirel, antik dönemde Eurymados ismiyle tanınan Köprüçay'ın, kaynağından Akdeniz’e uzanan yolculuğunda değişik bir coğrafyaya tanıklık ettiğini söylüyor. Köprüçay'ın kimi yerde sarp bir kanyona girerken kimi yerde özgün kültürel doku oluşturduğunu anlatan Demirel, "çam, sedir ve defne ağaçlarıyla sarmalanmış ormanlar arasındaki bölge, outdoor aktiviteleri açısından da oldukça zengin olanaklar sunuyor. Eğirdir Gölü-Aksu-Zindan Mağarası-Kesme-Çaltepe-Beykonak-Aspendos-Serik güzergâhı, birçok bisikletçinin pedal bastığı önemli bir rota. Köprülü Kanyonun kuytuluklarında ve dağların eteklerindeki dağ laleleri, turuncu gelincikler ve Dedegöl güllerinin kokuları arasında ilerleyen St. Paul Yolu, yerli yabancı birçok yürüyüşçünün rağbet ettiği önemli bir rota. Köprüçay boyunca ayrıca birçok alternatif güzergah üzerinde trekking etkinlikleri yapılabilir" dedi.

GÜNEY'İN ANZERİ

Ayrıca bölgede jeep safari, foto safari, bitki gözlemi gibi tur aktiviteleri düzenlenebileceğini belirten Demirel, Dedegöl dağlarıyla Sarp dağının gölgesinde nazlı nazlı akan nehrin kıyısına konumlanmış köylerin bazılarının, özgün kültürel dokularıyla dikkat çektiğini didile getiriyor. Asırlık ahşap evleriyle tanınan Beydili köyünün ekoturizm merkezi olmaya aday yerleşimlerden biri olduğunun altını çizen Demirel, güneyin Anzer’i olarak tanımlanabileceğini belirttiği Beydili'nin balının da ünlü olduğunu söylüyor.

TOTA YAYLASININ BÜYÜSÜ

Antalya'dan Yalvaç'a uzanan 500 kilometrelik St. Paul Yolu'nun üzerinde bulunan Kesme’den Kasımlar’a uzanan coğrafyanın tarihi mekanlara da ev sahipliği yaptığını söyleyen Demirel, "özellikle kayaların doğal bir geçit oluşturduğu Köprütaş ve Böğrüdelik civarında, etrafa dağılmış antik kalıntılar görülebilir. Ardından ulaşacağınız Belpınar mevkiinde, Köprülü Kanyon ve vadinin karşı yamacındaki Kasımlar manzarasını seyredebilirsiniz. Yaylacıların mekanı olan bu mezra, özellikle bahar aylarıyla birlikte şenleniyor. Belpınar’dan Kasımlar’a yöneldiğinizde, hemen altınızdaki mahalle, evleriyle dikkat çekiyor. Kasımlar çevresindeki bir başka güzellik, yerleşimin hemen üzerindeki Tota yaylası. Orman işletmesine ait olan alan, mesire yeri olduğu kadar güzel bir kamp alanı aynı zamanda. Şırıl şırıl akan çam kokulu suları, cıvıldayan kuş sesleri ve ormanın dinginliği büyülü bir ortam yaratıyor. Her akşam karşıdaki Dedegöl Dağlarının akşam kızıllığındaki renkleri inanılmaz bir görüntü sergiliyor" bilgisini verdi.

DOĞAL VE TARİHİ MİRAS KORUNMALI

St. Paul Yolu'nun Türkiye'nin ikinci büyük yürüyüş yolu olduğunu belirten Eğirdirli Turizmci İbrahim Ağartan da, bölgedeki konaklama sorununa değindi. Bölgenin ihtiyaçlarına göre turizmin yeniden yapılandırılması gerektiğinin altını çizen Ağartan, doğal ve tarihi mirasın korunarak ekolojik ve sosyal sürdürülebilirliğin sağlanmasının önemini vurguladı. Sağlık açısından güvenli ortam hazırlamak, sahici ve şeffaf turizm ürünleri sunmak ve yörenin eski havasının kaybedilmemesini bölge açısından hayati önemi olduğunun altını çizen Ağartan, konaklama çeşitliliğinin çoğaltılması gerektiğini söyledi.

BAŞIMIZI ELLERİMİZİN ARASINA ALIP DÜŞÜNMELİYİZ

Aşırı betonlaşma ve doğa tahribatına da değinen Ağartan, gelecek vadeden St. Paul Yolu'na yönelik yapılacak çalışmaların Türk turizmine olumlu katkılar yapacağını belirtti. Kasımlar Barajı ve bölgedeki taş ocaklarına da değinen Ağartan, “başımızı ellerimizin arasına alıp, bizden sonraki kuşaklara nasıl bir yurt bırakacağımızı ve vahim olan bu tabloyu nasıl düzelteceğimizi defalarca düşünmeliyiz" diye konuştu.

Yukarı Köprüçay Havzası olarak adlandırılan bölgede çok sayıda HES projesinin yanı sıra baraj ve şişeleme tesisleriyle taş ocakları da havzayı besleyen su kaynaklarını tehdit ediyor.

  

kasimlar_detay2 

kasımlar detay2

 

 kasimlar_evleri

kasımlar evleri

 

 KUZCA-KASIMLAR_ARASINDA_YILKI_ATLARI

KUZCA-KASIMLAR ARASINDA YILKI ATLARI

 

muskulum 

müşkülüm denilen inci sümbülü

 

 ST_PAUL_YOLU

ST PAUL YOLU TÜRKİYENİN İKİNCİ BÜYÜK YÜRÜYÜŞ YOLU OLARAK BİLİNİYOR

 

 sucaTI

SUÇATI

 

 sutculer_harita

sütçüler harita

 

 tota_DAgINDA_NERGISLER

TOTA DAĞINDA NERGİSLER

 

 ersin_demirel

ERSİN DEMİREL

 

 YUKARI_KOPRUCAY

YUKARI KÖPRÜÇAY-BELENCE İNCEDERE ARASI

 

 

Gazete Vatan Emek

Twitter: @GazeteVatanEmek

Facebook: https://www.facebook.com/Gazetevatanemek

AYDINLIK BİR GELECEK, çocuklarımıza bırakacağımız en değerli miras...

 

http://www.gazetevatanemek.com/

 

 

 

 

 

Taş ocağı itirafı

 

Yusuf Yavuz

4 Ocak 2012

 

İl Genel Meclisi toplantısına katılan Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) Başkanı Mevlüt Çavuşoğlu, taş ocakları konusunda itirafta bulundu ve hata yaptıklarını söyledi.

 

Antalya İl Genel Meclisi ocak ayı meclis toplantısına katılan Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) Başkanı Mevlüt Çavuşoğlu, ormanlık alanları talan eden, taş ve maden ocakları konusunda itirafta bulunarak, "Bizim de hatamız oldu" dedi. Taş ve maden ocaklarıyla ilgili meclis üyelerinin taleplerini de dinleyen Çavuşoğlu, ''Bu konuda iktidar olarak hatamız oldu'' diye konuştu.

Suistimal edildi

Madenciliği teşvik etmek amacıyla çıkarılan yasa ile Ankara'dan ruhsat alan bir kişinin yerel yönetimlere sormadan ocak açabildiğini belirten Çavuşoğlu, "Hatta maden arama adı altında ormanlardaki toprakları götürdüler, sonra ‘maden yokmuş’ diyerek devlete iade ettiler. Bu suistimal edildi. Antalya'nın dağlarının her yerini maden arama bahanesiyle kapatmışlar. Biz gördüğümüz olumsuzlukları bakanlığa anlattık. Son düzenlemeyle artık yerel yönetimlerin görüşlerinin alınması gerektiğine karar verildi" dedi.

Kurum görüşleri uygun olmazsa maden arama ruhsatı alınamadığını ve açılamadığını belirten Çavuşoğlu, "Dere yataklarına izin verilmiyor. Dünyanın birçok ülkesinde de durum böyle. Bir ülke büyüyorsa inşaat sektörü de büyüyor. Bu nedenle taş ocakları da, kum ocakları da olacak. Ama bunun toplumu rahatsız edecek boyutta olmaması gerekiyor. Bunun orta yolunun bulunması gerekiyor. Dereyi, ormanı tahrip etmeden yapılacak yerler de var'' diye konuştu.

 

 cumhuriyet_akdeniz_4_ocak_2012

 

 

 

1 Milyon Turiste HES Darbesi!

Salı, 03 Ocak 2012 22:00

 

1 Milyon Turiste HES Darbesi!

 

Köprülü Kanyon'da baraj alarmı var

 

Yusuf Yavuz

3 Ocak 2012

 

Yılda 1 milyon turistin ziyaret ettiği Antalya’nın Manavgat ilçesindeki Köprülü Kanyon Milli Parkı'nı besleyen Köprüçay’ın Isparta sınırında yapımı planlanan Kasımlar Barajı ve HES projesi bölgedeki turizmcileri alarma geçirdi. Turizmci Selda Ecer baraj için su tutulmaya başlanmasıyla bölgenin tamamen öleceğini söyleyerek “tasımızı tarağımızı toplar gideriz” sözleriyle tepkisini dile getirdi. Bölgedeki büyük kanyonun, dünyanın en iyi on kanyonundan biri olduğunu belirten Dağcı Yılmaz Sevgül ise “biz tanıtmaya bile kıyamazken yok edilecek olması çok üzücü” diye konuştu.

KASIMLAR BARAJI TURİZM İÇİN CİDDİ TEHDİT

1993 yılından bu yana Köprülü Kanyon ve çevresinde rafting başta olmak üzere doğa sporları turizmi hizmeti verdiklerini belirten Transnature Turizm Acentası sahibi Selda Ecer, bölgede raftigi ilk başlatan firma olduklarını söylüyor. Yöredeki turizm potansiyelinin geliştirilmesi konusunda uzun yıllardır çaba harcadıklarını anlatan Ecer, Kasımlar Barajı ve HES projesinin bölge turizmi için ciddi bir tehdit olduğunu savundu.

‘DALAMAN’DA REZİL OLDUK, BURADA DA AYNI ŞEY OLMASIN’

Kanyonu besleyen su kaynaklarının bu haliyle bile yüksek sezonda yetersiz kaldığını anlatan Ecer, baraj için vadinin yukarı kısmında su tutulmasıyla birlikte sektörün öleceğini dile getirdi.  Dalamanda da sektör olarak benzer bir durum yaşadıklarını anlatan Ecer, Dalaman Çayı üzerinde inşa edilen Akköprü Barajı için su tutulmaya başlandıktan sonar yetkililerden kendilerine gelen bir yazıyla raftingin yasaklandığını öğrendiklerini belirterek,"elimize ulaşan yazının ardından bağlantılarımızı iptal etmek zorunda kaldık. Büyük sıkıntılar yaşadık, çalıştığımız acentalara rezil olduk" dedi. 

YILDA 1 MİLYON TURİST ZİYARET EDİYOR

Köprülü Kanyon bölgesinin Türk turizmi için öneminin büyük olduğunun altını çizen Ecer, "bugün Moskova’da Kızılmeydan'a gidip kime sorarsanız sorun, her üç kişiden birinin Köprülü Kanyon'u ziyaret ettiğini görürsünüz. Yüksek sezonda yaklaşık 80 ila 100 firma bu bölgede hizmet veriyor. Günde ortalama 5-6 bin turist bölgeyi ziyaret ediyor. Rafting, acenta istatistiklerinde en çok tercih edilen etkinliklerin başında geliyor. Yılda yaklaşık 1 milyon turistin bölgeyi ziyaret ettiğini ve turist başına sadece rafting gelirinin 50- 55 dolar olduğunu düşünürseniz yaratılan katma değer ortaya çıkacaktır" diye konuştu.

‘AKP’Lİ YETKİLİLERLE GÖRÜŞTÜK’

Kanyonu besleyen ana kaynak olan Köprüçay üzerine projelendirilen Kasımlar Barajıyla ilgili kaygılarını AKP Antalya milletvekilleri ve Antalya İl Başkanı Mustafa Köse ile de paylaştıklarını anlatan Ecer, "biz de ülkemizin enerji konusunda kendi kendine yetme çabalarını destekliyoruz. Hepimiz bu ülke için çalışıyoruz. Ancak elimizdeki değerlerin basit çıkarlar uğruna heba edilmesine de razı olmamız mümkün değil. AKP'li milletvekillerinin de konuyla ilgili incelemelerin ardından bölge insanının kaygılarını giderecek açıklamaları yapacaklarına inanıyoruz. Çünkü AKP'li yetkililer de bölge için hayati önem taşıyan su kaynaklarının çar çur edilmesinden yana değiller" görüşünü dile getirdi.

‘SU TUTULMAYA BAŞLANIRSA ÇEKER GİDERİZ!’

Kendisinin de 23. ve 24. dönem AKP Antalya Milletvekili aday adayı olduğunu belirten Ecer, "bölgedeki 20 yılık birikimime yaslanarak söylüyorum, temiz su kaynaklarımızı korumak zorundayız. Çünkü temiz su petrolden daha değerli. Bize baraj da rafting de aynı anda olabilir derlerse onu da kabul ederiz ancak ikisinin aynı anda olmadığını yaşadığımız tecrübelerden biliyoruz. Eğer bölgeyi besleyen su kaynağı baraj için tutulmaya başlarsa bizler tasımızı tarağımızı toplar, çeker gideriz!" dedi.

DAĞCI SEVGÜL: ‘BİZ GÖSTERMEYE KIYAMAZKEN YOKOLMASI ÜZÜCÜ’

Türkiye’nin en iyi kaya tırmanışçısı olarak bilinen Dağcı Yılmaz Sevgül ise Köprülü Kanyonun ana kaynağını oluşturan bölgede inşa edilecek barajın milli parkı da içine alan sahayı olumsuz etkileyeceğini savundu. Özellikle Çaltepe ya da büyük kanyon adıyla bilinen 12 kilometrelik kanyonun dünyanın en iyi on kanyonundan biri olduğunu belirten Sevgül, "biz daha buraya elimizi sürmemişken, tanıtmaya bile kıyamazken bu şekilde yokedilecek olması çok üzücü" dedi.

BÖLGENİN DOĞA SPORLARI ENVANTERİ ÇIKARILDI

Köprülü Kanyon bölgesinin Antalya'ya gelen turistlerin yarısının uğrak yeri olduğunu anlatan Sevgül, GEF-2 Projesi kapsamında bölgede yaptığı çalışmayla alanın doğa sporları envanterinin ortaya çıkarıldığını belirtti. Sevgül, alanda yaptığı çalışma sırasında kanyon içerisinde 500 ila 600 metre yüksekliğe ulaşan dik kayalıkların bulunduğunu tespit ettiğini dile getirdi. Bölgenin Türkiye'nin önemli rekreasyon ve doğa sporları alanlarından biri olduğunun altını çizen Sevgül, dünyada yalnızca bu bölgede yaşayan Kızıl Akbaba'ların yanısıra Akdeniz servisi ormanı ve çok sayıda canlı türünün de tehdit altında olduğunu sözlerine ekledi.

KASIMLAR BARAJI BÖLGENİN SULARINI TOPLAYACAK

Isparta’nın Sütçüler ilçeleriyle Antalya’nın Manavgat ilçelerini kapsayacak Kasımlar Barajı ve HES projesi, 1980’li yıllarda kamu tarafından geliştirilen projelerden biriydi. Adını aldığı Kasımlar beldesinde inşa edilecek olan ana gövdede, bölgenin önemli su kaynakları olan Başakdere, Kartoz Çayı, Kuzukulağı Deresi ve Ayvalı Çayı’nın sularını toplayarak baraj gölünde depolayacak. Kasımlarda kurulacak olan HES’ten alınacak sular yaklaşık 18 kilometrelik kanal ve tünellerle Değirmenözü köyündeki yükleme havuzuna akıtılacak. Buradaki tribünlere iletilen sulardan yeniden enerji üretilecek. Ancak projeye göre nehir kaynağına yüzde 10 oranında can suyu bırakılacak olmasının yanısıra inşaat aşamasında yörenin el değmemiş dokusunda yaratılacak tahribat bölgede endişe yaratıyor. Barajın projelendirildiği yıllarda bölgenin güneyinde henüz başlamamış olan ancak bugün yılda 1 milyon turistin ziyaret ettiği Köprülü Kanyon çevresindeki işletmeciler yetkililerden çözüm bekliyor.

  

 buyuk_kanyon

 Büyük kanyon adıyla da bilinen kanyon dünyanın en iyileri arasında ilk onun içinde

 

 yilmaz_sevgul

Yılmaz Sevgül

 

 Gazete Vatan Emek

Twitter: @GazeteVatanEmek

Facebook: https://www.facebook.com/Gazetevatanemek

AYDINLIK BİR GELECEK, çocuklarımıza bırakacağımız en değerli miras...

 

http://www.gazetevatanemek.com/