24 Eylül 2014

 

 

Aydınlardan halkın HES isyanına destek!

 

Yusuf Yavuz

22 Aralık 2011

 

Yukarı Köprüçay Koruma Platformu’nun su seferberliği çağrısına Türkiye’nin önemli aydınlarından büyük destek geldi. Aralarında Nihat Genç, Müge İplikçi, Muzaffer İlhan Erdost, Gülsüm Cengiz, Sennur Sezer, Adnan Özyalçıner, Şahin Filiz, Cihan Dura ve Orhan Silier gibi yazar, sanatçı ve akademisyenlerin de bulunduğu elliden fazla aydın Türkiye’nin su kaynaklarının HES şirketlerince yağmalanmasına karşı ortak tavır aldı. Çağrıya destek veren aydınlar arasında kadınlar başı çekti.

‘DIŞA BAĞIMLIYIZ’ BAHANESİYLE YAŞAMA EL KONULUYOR

Yukarı Köprüçay Koruma Platformu tarafından Aralık ayı başında yapılan su seferberliği çağrısında, Türkiye'nin bütün derelerinde eş zamanlı olarak başlatılan yaklaşık 2000 HES projesinin toplumsal maliyeti düşünülmeden uygulamaya konulduğu belirtilerek, ‘enerjide dışa bağımlıyız’ bahanesiyle halkın yaşam alanlarına özel şirketler tarafından el konulduğu, ancak bu projelerden üretilen enerjinin çoktan Bulgaristan ve Yunanistan gibi ülkelere satılmaya başlandığı vurgulanmıştı.

‘DEVLETE VE HUKUKA GÜVEN YOK OLUYOR!’

Türkiye’nin dört bir yanındaki HES saldırılarına karşı vadilerde yaşayan halkın direndiği ancak kamuoyunun bu direnişe beklenen refleksi gösteremediğinin altı çizilen çağrı metninde,  “Yaşam alanlarını savunmak için direnen halkın meşru hakkına karşı kolluk kuvvetleri tarafından şiddet uygulanmakta, devlete, askere ve hukuka olan güven zedelenmekte, giderek de yok olmaktadır. Hakemlik yapması beklenen kamu kurumları, bu süreçte şirketlerin ‘sözcülüğü’ne soyunmuşlardır” ifadelerine yer verildi.

‘SU AKAR TÜRK BAKAR’ YALANI

Türkiye'nin suları üzerindeki bütün yetkinin, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kurulan ve merkezi İstanbul'da bulunan Türkiye Su Enstitüsü (SUEN) aracılığıyla Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu'na verildiğinin anımsatıldığı çağrıda, “Başbakan Erdoğan'ın her fırsatta dile getirdiği ‘su akar Türk bakar sözünü, 'su akar Türk yapar'a çevirdik’ biçiminde ajitasyon kokan açıklamaları tümüyle yalandır. Çünkü Türkiye'nin sularını HES projeleriyle denetim altına alan şirketlerin pek çoğu yabancı ortaklı ya da doğrudan yabancı şirketlerdir. Doğru planlamayla toplumsal dokuya zarar vermeyecek projelerle enerji açığı kapatılabilecekken, bir havzada 36 proje (Bkz. Trabzon Solaklı) gibi akıl ve bilim dışı uygulamalarla Türkiye adeta kendi ayağına kurşun sıkar hale gelmiştir” denildi. 

KÖPRÜÇAY’DA TRAJEDİYE RAMAK KALA

Halkın su kaynaklarına karşı yapılan saldırıların son örneğinin Isparta’dan doğan ve Antalya’da denizle buluşan Köprüçayı’nda projelendirilen çok sayıdaki baraj ve HES’ler olduğu kaydedilen çağrıda, Ülkenin diğer vadilerinde yaşanan trajedi, Köprüçay Havzası'nda da başlamak üzeredir. Milliyetçi, muhafazakar, komünist, laik ayrımı yapmaksızın Türkiye'nin bütün aydınlarının halkla birlikte bir 'su seferberliği' başlatma zamanı çoktan gelmiştir. Ortak paydamız olan Türkiye'nin suları paylaşılırken ‘bakmamak’ için, gerçek bağımsızlığın halkın kendi yaşam alanlarında üretimden kopmadan, siyasilere el açmadan yaşamasından geçtiği bilinciyle bütün kamuoyunu bu sese kulak vermeye çağırıyoruz” uyarısında bulundu.

AYDINLARDAN ANLAMLI DESTEK

Platformun çağrısına destek verenler arasında kadın yazar ve şairler başı çekti. Su Seferberliği çağrısına destek veren aydınlar arasında; Muzaffer İlhan Erdost, (Türkiye İnsan Hakları Kurumu/ TİHAK Başkanı), Adnan Özyalçıner, (Yazar), Sennur Sezer (Şair- yazar), Gülsüm Cengiz (Şair- yazar), Nihat Genç (Yazar), Prof. Dr. Şahin Filiz (Akademisyen), Müge İplikçi (Yazar), Ahmet Yıldız (Yazar) Turhan Feyizoğlu (Yazar), Prof. Dr. Cihan Dura (Erciyes Üniversitesi), Prof. Dr. Orhan Silier  (Akademisyen), Gülseren Engin (Yazar), Aslı Akyüz (Ressam), Sevinç Altan (Ressam), Hatice Nalbant (Ressam), Aydın Gündüz (Karikatürist), Aysel Korkut (Yazar), Ferda İzbudak Akıncı (Yazar), Bilgin Adalı (Yazar), Miyase Sertbarut (Yazar), Zübeyde Seven Turan (Yazar), Mehmet Atilla (Yazar), Sedef Kandemir (Yazar), Ayfer Gürdal Ünal (Yazar), İkbal Kaynar (Müzisyen-yazar), Meltem Ruscuklu (Yazar), Emine Azboz (Yazar), İnci Gürbüzatik (Yazar), Raşel Rakella Asal (Yazar), Zarife Biliz (Editör), Nevzat Süer Sezgin (Eğitimci-yazar), Sevgi Koşaner (AÇEV Ege Bölge Sorumlusu), Yıldız İrmek (Avukat), Şükriye Ercan (Barış aktivisti), Tülay Taşyar, Arin Manca, Hüseyin Arı, Sayra Onur, Aygül Özkaragöz, Muazzez Karamer, Server Karamer, Aytül Büyüktezcan, Barbaros Hayri Karamer, Günsel Karamer, Samet Karamer, Ayla Uluğ, Elif Elvan Uluutku, Gökhan Aksay ve Adnan Sayın gibi isimler yer alırken, Fırtına Ekoloji Kolektifi ve Tamzara Turizm Acentası (İstanbul) gibi kuruluşlar da çağrıya destek verdi.

 

 ykh_aydinlar_afis

 

 

 

http://www.gazetevatanemek.com/

 

Kategori Yusuf Yavuz

 

'Kümes ruhsatıyla villa' davasında tazminat talebine red kararı çıktı

 

Antalya'nın Kaş ilçesine bağlı Kalkan beldesindeki Kalamar koyunda, imarsız tarım alanında kıyı yasası delinerek inşasına başlanan 34 villayı kamuoyunun gündemine taşıyan Gazeteci Yusuf Yavuz ile haberi yayınlayan gazetelerden yerel Likya Haber Gazetesi'nin sahibi Özer Yılmaz'a karşı açılan 10 bin liralık tazminat davası sonuçlandı.  Koydaki villaların sahiplerinden biri olan eski AKP Milletvekili Hasan Özyer tarafından iki yıl önce gazetecilere açılan davayı gören mahkeme, haberin doğru olduğuna ve hakaret içermediğine hükmederek tazminat talebini reddetti.

 

Yusuf Yavuz

Gazetevatanemek – 19 Aralık 2012

 

DENİZE SIFIR KOYDA MİLYON DOLARLIK VİLLA SKANDALI

Ocak 2010'da Gazeteci Yusuf Yavuz'un haberiyle ortaya çıkan Kalkan'daki imar skandalı uluslararası bir vurgunu da gözler önüne sermişti. Denize sıfır konumdaki 130 dönümlük 'tarımsal niteliği korunacak' zeytinlik araziyi 34 parsele bölerek üzerinde villa inşaatlarına başlayan yatırımcıların, her birine yaklaşık 3 milyon dolar değer biçildiği öne sürülen villaların bir kısmını daha inşaat aşamasındayken İngiliz ve Amerikalılara sattıkları öne sürülmüştü. Tarımsal alanda inşa edilen villalar, bölgede 'kümes ruhsatıyla villa' tartışmalarına neden olmuştu.

YAĞMAYI HABERLEŞTİREN GAZETECİLERE 10 BİN LİRALIK DAVA

İmar skandalının gündeme gelmesinin ardından konuyu haber yaparak kamuoyuna duyuran Gazeteci Yusuf Yavuz ve haberi yayınlayan gazetelerden biri olan yerel Likya Haber Gazetesi'nin sahibi Özer Yılmaz'a karşı villa sahipleri arasında bulunan eski AKP Muğla Milletvekili Hasan Özyer tarafından 10 bin liralık manevi tazminat davası açılmıştı.

MAHKEME TAZMİNAT TALEBİNİ REDDETTİ

TBMM bünyesinde kurulan bayındırlık, imar ve çevre komisyonlarında görev yapan eski vekil Özyer'in açtığı ve iki yıldır devam eden davanın, Fethiye 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde önceki gün gerçekleşen son duruşmasında mahkeme, söz konusu haberin doğruluğuna ve hakaret içermediğine hükmederek Özyer'in tazminat talebinin reddine karar verdi.

KOÇ: 'GAZETECİLERİ YILDIRMAK İÇİN HER YOL DENENİYOR'

Kararı değerlendiren Yusuf Yavuz ve Özer Yılmaz'ın avukatı Tuncay Koç, iki yıl önce Kalamar koyunda gerçekleşen imara aykırı yapılaşmayı haber yapan iki gazeteciye karşı açılan manevi tazminat davası reddedildiğini belirterek, "çevre ihlallerini haberleştiren gazetecilerin bu konularda haber yapmalarını engellemek için açılan davanın reddedilmesi olumlu. Karar, hukukun gereği olduğu gibi basın özgürlüğü ve çevre hakkı kapsamında da önem taşıyor. Şirketler, halkı ve gazetecileri yıldırmak için her yolu deniyor. Yaşam savunucuları ve gazeteciler ise buna direniyor" diye konuştu.

VİLLALARIN RUHSATLARI İPTAL EDİLDİ

Villa skandalın ortaya çıkmasıyla Antalya Valiliği tarafından başlatılan soruşturmanın ardından hazırlanan teknik raporla yapıların ilgili yasa ve yönetmeliklere açıkça aykırı olduğu belgelenmişti. Raporun ardından harekete geçen Kalkan Belediyesi yetkilileri, 23 Eylül 2011 tarihinde ruhsat sahiplerine bir tebligat göndererek, 25 villanın ruhsatlarını iptal etmişti.

KALAMAR KOYUNDAKİ 'DERİN VURGUN'

Kalkan'ın AKP'li eski Belediye Başkanı Mustafa Şalvarlı döneminde inşaat ruhsatı verilen parsellerin sahipleri arasında, eski vekil Hasan Özyer’in kurucusu olduğu Fethiye merkezli Denizhan Gayrimenkul A.Ş’nin yanısıra, uzun süre Kalkan'da yaşayan ve geçtiğimiz yıl yaşamını yitiren Eski ABD Kongresi üyesi Stephan J. Solarz, CFR (Council on Foreign Reletions-Dış İlişkiler Konseyi) yöneticisi Jehuda Reinharz, uzun yıllar Bank of America’nın Genel Hukuk Danışmanlığını yürüten Margaret M. Grieve ve New York Times yazarı Richard Bernstein’ın da bulunması dikkat çekmiş, uluslar arası boyuttaki imar skandalı soru önergeleriyle bir çok kez TBMM’nin gündemine taşınmıştı.

 

 

 

 

http://www.gazetevatanemek.com/

 

 

Kategori Haberler

 

Trabzon’da HES’ler için  iptal vakti!

 

Yusuf Yavuz

15 Aralık 2011 

tonya11

HES’lere karşı sürdürülen hukuksal mücadelede, 170 HES projesinin bulunduğu Trabzon’dan ilk iptal kararı geldi. Trabzon’un Tonya ilçesine bağlı Fol Deresi üzerinde yapılması planlanan Çamlı Regülatörü ve HES projesi için valiliğin verdiği ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararı, Trabzon İdare Mahkemesi tarafından ‘iptal’ edildi.

VALİLİK, ‘ÇED GEREKLİ DEĞİLDİR’ KARARI VERMİŞTİ

Trabzon’un Tonya ilçesine bağlı Fol Deresi üzerinde HEDA Elektrik Üretim Ltd. Şti tarafından kurulması planlanan, 7, 06 megavat kurulu gücündeki Çamlı Regülatörü ve HES projesi için Trabzon İdare Mahkemesi’nin 17.11.2011 tarihli kararında, söz HES projesi için Trabzon Valiliği’nce verilen ‘ÇED Gerekli Değildir Kararı’nda hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle ‘iptal’ edilmesine hükmedildi.

35 KÖYLÜ DAVA AÇTI, TRABZON’DA İLK İPTAL KARARI GELDİ

İdare Mahkemesi’nin kararında, daha önce verilen ‘yürütmeyi durdurma’ kararının ardından bölgede yapılan Bilirkişi İncelemesi raporuna da yer verilerek; Fol Deresi üzerinde yapımı planlanan Çamlı Regülatörü ve HES projesinin çevreye olumsuz etkilerinin olduğu da vurgulandı. Trabzon’un Tonya ilçesindeki köylülerden 35 kişinin açtığı ve Derelerin Kardeşliği Platformu gönüllü avukatlarından Remzi Kazmaz’ın üstlendiği dava, Trabzon’da HES’lere karşı sürdürülen hukuksal mücadeledeki ilk ‘iptal’ kararı verilen dava olma özelliğinde.

DEKAP’A GÖRE TRABZON’DA 170 HES PROJESİ VAR!

Derelerin Kardeşliği Platformu’nun (DEKAP) hazırladığı ön HES Raporu’na göre Doğu Karadeniz Bölgesi’nde yapılması planlanan 700’e yakın HES projesinden 170’i Trabzon’da bulunuyor. Ülke genelinde inşa halinde bulunan 200’e yakın HES’ten 48’i ise Trabzon’da.

AVUKAT REMZİ KAZMAZ: ‘HÜKÜMET KARARLARI NE ZAMAN CİDDİYE ALACAK

Doğu Karadeniz Bölgesi’nde HES’lere karşı sürdürülen hukuksal mücadelede özellikle de Trabzon’da açılan davalardaki ilk ‘iptal’ olan kararı değerlendiren davanın avukatı ve DEKAP’ın gönüllü avukatlarından Remzi Kazmaz, “Özellikle de Karadeniz’deki dereler üzerinde kurulması planlanan HES’lerle ilgili köylülerin yürüttüğü hukuksal mücadele sürecinde açılan tüm davalarda mahkemelerin verdiği bu ‘iptal ve yürütmeyi durdurma’ kararlarını hükümet ve ilgili bakanlıklar artık ne zaman ciddiye alacak ve gerekli tedbirleri ve koruma önlemleri ne zaman yerine getirecek” diye sordu.

‘HALKIN BÜYÜK KISMI PROJEYE KARŞI’

Kazmaz değerlendirmesinde, “Bölge halkının sorularına artık cevap verme zamanı. Mahkemeler Artvin den Sinop’a kadar açılan tüm davalarda sürekli iptal kararları veriyorsa ortada büyük bir hata ve yanlışlık var demektir. İleride telafisi imkansız zararlar doğuracak bu projelerin derhal yürürlükten kaldırılması gerekir. Bölge halkının uyarıları göz önüne alınarak, bölgenin kalkınması için faydalı projelere öncelik verilmelidir. Tonya’daki Fol Deresi ve Vadisi HES projelerine uygun bir yer değildir. Bir heyelan bölgesidir ve bölge halkının büyük kısmı bu projeye karşıdır. Bu konuda bakanlık gerekli önlemleri almalıdır” dedi.

SON SÖZÜ HUKUK SÖYLEDİ

HES’lere karşı dava açarak, demokratik tepkilerinin yanında sürdürdükleri hukuk mücadelesinden de istedikleri sonucu alan Tonyalılar ise kararı, “Son sözü hukuk söyledi” değerlendirmesinde bulundular. Tonya Derelerin Kardeşliği Platformu adına yazılı bir açıklama yapan sözcü Hasan Kalyoncu, kararın Tonya’da sevinçle karşılandığını, ‘suların satılması ve peşkeş çekilmesi’ anlamına gelen HES projelerinin hukuksuzluğunun bir kez daha ortaya konulduğunu kaydetti.

‘SALDIRIYA KARŞI DİRENDİK’

Kararın Trabzon’da bir ilk olduğunu kaydeden Kalyoncu, “Biz, öncelikle sularımızın satılmasına ve ticarileştirilmesine karşı çıkıyoruz. Yaşama alanlarımıza yapılan saldırıya karşı direndik, mahkeme de bizi haklı çıkardı” dedi.

‘DERELERİMİZİ HES ŞİRKETLERİNE 49 YILLIĞINA SATTILAR’

Açıklamasında, hukukun kendilerini haklı gördüğünü dile getiren Kalyoncu, “Türkiye’nin ne kadar akarsuyu, deresi varsa enerji bahanesiyle HES şirketlerine 49 yıllığına sattılar. Ayrıca HES şirketlerinin ürettiği enerjiyi de satın alma garantisi verdiler. İşte ne olduysa bundan sonra oldu. Ülkemizin neresinde irili ufaklı ne kadar dere, ırmak, akarsu varsa hepsi özel şirketlere tahsis edildi. Bunlardan biri de Tonya’nın can damarı Fol Deresi oldu. Bu projelerin esas amacı suların ticarileştirilmesi, pazara indirilmesidir, sularımızın kullanım hakkının alınmasıdır. Bütün bunlara karşı durduk. Tonyalılar mücadele etti ve kazandı. Biz, yaşamı savunduk ve haklı olduğumuz, mahkemece de kanıtlandı. Artık hukuka saygılı olduğunu söyleyenlerin önüne mahkeme kararını koyuyoruz” şeklinde açıklamalarını sürdürdü.

‘SULARIMIZA EFENDİ ATANMASINI KABUL ETMİYORUZ’

Açıklamasında davanın Avukatı Kazmaz ile Derelerin Kardeşliği Platformuna da teşekkür eden Kalyoncu, açıklamalarını şöyle tamamladı: “Topraklarımızı yaşanmaz hale getirmeyi hedefleyen bu tür projelerle ellerinden geleni artlarına koymayanların karşısında, anayasadan, uluslararası sözleşmelerden, hepsinden önemlisi hayatın varlığına karşı yapılan her türlü saldırıya direnişin meşruiyetinden aldığımız güçle, kadim insanlık değerlerini yarına taşımayı görev sayarak mücadeleye devam edeceğiz. Sularımıza efendi atanmasını, doğanın sömürülmesini kabul etmedik, etmiyoruz.

 

 

Gazete Vatan Emek

Twitter: @GazeteVatanEmek

Facebook: https://www.facebook.com/Gazetevatanemek

AYDINLIK BİR GELECEK, çocuklarımıza bırakacağımız en değerli miras...

 

http://www.gazetevatanemek.com/

 

 

 

Kategori Yusuf Yavuz

Osman Amca’yı kim bilgilendirecek?!

Cuma, 09 Aralık 2011 22:00

 

Yukarı Köprüçay’da ‘ÇED’ sancısı…

Osman Amca’yı kim bilgilendirecek?!

 

yusuf_yavuzYusuf Yavuz

10 Aralık 2011

 

Isparta’nın Sütçüler, Antalya’nın ise Manavgat ilçelerini kapsayacak olan Kasımlar Barajı ve Hidroelektrik Santrali (HES) projesine ilişkin halkı bilgilendirmeyi amaçlayan ÇED toplantısı 22 ve 23 Aralık tarihlerinde yapılacak. Barajın suları altında kalması beklenen Darıbükü köyü muhtarı Mehmet Avcu, kendilerinin muhatap alınmadığını öne sürerek “bir kuşun yuvasını bozmaya bile kıyılamazken buradaki insanların yuvaları bozulacak. Bu hangi vicdana sığar” dedi.

 

İLK TOPLANTI 22 ARALIK’TA DEĞİRMENÖZÜ’NDE

Ana gövdesi Isparta’nın Sütçüler ilçesine bağlı Kasımlar beldesi yakınlarında inşa edilmesi planlanan Kasımlar Barajı ve HES ile İbişler Regülatörü’nün yanı sıra projelere ait malzeme ocağı, hazır beton santrali ve kırma eleme tesislerine ilişkin bölge halkını bilgilendirmeyi amaçlayan toplantıların ilkinin 22 Aralık tarihinde Manavgat’ın Değirmenözü köyünde yapılacağı öğrenildi. Saat 14:30’da başlayacağı belirtilen toplantının Değirmenözü İlköğretim Okulu’nda gerçekleştirileceği açıklandı.

10 KİLOMETRELİK TÜNEL AÇILACAK

Özel bir şirket tarafından projelendirilen 99.336 MW toplam kurulu güce sahip baraj hakkında, ÇED Yönetmeliğinin 9. maddesi gereği halkın yatırımla ilgili bilgilendirilmesi kapsamındaki toplantıların ikincisinin ise Isparta’nın Sütçüler ilçesine bağlı Kasımlar beldesinde gerçekleştirileceği belirtiliyor. 43 milyon 400 bin metreküp depolama hacmine sahip olacağı belirtilen Kasımlar Barajı için yaklaşık 5 kilometrelik iletim kanalıyla 10 kilometrelik tünel inşa edilecek.

MUHTAR AVCU: ‘BU HANGİ VİCDANA SIĞAR?’

Büyük bölümü barajının suları altında kalması beklenen Darıbükü Muhtarı Mehmet Avcu, köylerinde çoğunlukla yaşlı insanların bulunduğunu belirterek ÇED toplantısının kendi köylerinde yapılması gerektiğini söyledi. Barajın adının ‘Kasımlar’ olmasına karşın Darıbükü köyünün su altında kalacağını vurgulayan Avcu, “bir kuşun yuvasını bozmaya bile kıyılamazken, buradaki yaşlı insanlar evlerinden olacak. Yuvaları bozulacak. Bu hangi vicdana sığar? Kimse bu konuda bizi muhatap almıyor. Projeden en çok etkilenecek, mağdur olacak olan bizim insanımız. Köyümüzün yaşlıları nasıl gidecek bu toplantıya bunu düşünen yok” diye konuştu.

‘KÖYLÜLER DOKTORA BİLE GİDEMİYOR’

Yukarı Köprüçay Koruma Platformu Sözcüsü Mahmut Leventoğlu ise yaşam alanlarına telafisi olanaksız hasarlar veren projelerle ilgili ÇED toplantılarının günümüzde yasak savma türünden bir işleve büründürüldüğünü savunarak, “bu toplantıların amacı halkı kendi bölgesini ve yaşam alanını etkileyecek projeler hakkında bilgilendirmek olarak açıklanıyor ancak uygulamada bu pek de böyle olmuyor. Hastalandığında doktora, hastaneye gidecek bir ulaşım aracına bile sahip olmayan bölge köylülerinin bu toplantılara katılmaları mümkün değildir. Kaldı ki katılsa bile halkın talepleri dikkate alınmıyor. Bir anlamda ben yaptım, sen kabul et deniliyor” dedi.

SOSYAL DEVLET ANLAYIŞINA SIĞMIYOR

Bölgenin gerçekleri ve hassasiyetlerinin yeterince dikkate alınmadığı değerlendirmesinde bulunan Leventoğlu,  ÇED Yönetmeliği’nin 9. maddesinde yer verilen, Toplantı için projeden en çok etkilenmesi beklenen yöre halkının kolaylıkla ulaşabileceği merkezi bir yerin seçilmesine özen gösterilir’ ifadelerini anımsatarak; hem yetkililerin hem de proje uygulayıcılarının sosyal devlet ve demokrasi anlayışına sığmayan uygulamalardan kaçınmaları çağrısında bulundu. 

koprucayvadisi

 

Gazete Vatan Emek

Twitter: @GazeteVatanEmek

Facebook: https://www.facebook.com/Gazetevatanemek

AYDINLIK BİR GELECEK, çocuklarımıza bırakacağımız en değerli miras...

 

 

 

Kategori Yusuf Yavuz

Adamda yüz yok ki, çaruk göni!

Cuma, 09 Aralık 2011 13:52

 

 

Adamda yüz yok ki, çaruk göni!

 

Yusuf Yavuz

9 Aralık 2011

 

HES’lere karşı mücadele eden çevrecilere ve yaşam savunucularına ‘ülkeyi sevmiyorlar  ve hain’ diyen Koçoğlu'na Karadeniz'den sert yanıt geldi: "Adamda yüz yok ki, çaruk göni!" Vadideki HES'lere karşı hukuk mücadelesi yürüten Rize'nin Çayeli ilçesi sınırlarındaki Senoz Vadisi köylüleri, Koçoğlu'nun şirketine ait olan yeni HES projesinin köy camisinde gerçekleştirilecek olan ÇED toplantısına katılmayacaklarını açıkladılar.

 

‘CAMİDEKİ ÇED TOPLANTISINA KATILMAYACAĞIZ!’

Derelerin Kardeşliği Platformu tarafından yapılan yazılı açıklamada, Rize’nin Çayeli ilçesine bağlı Senoz Vadisinde bir HES için daha ÇED toplantısı yapılacağı bildirildi. Toplam 35 kilometrelik vadide yapılması planlanan 14 HES projesinden birisi olan ve Koçoğlu grubuna ait Atabey enerji firması tarafından yapılması planlanan 4.53 megavat kurulu gücündeki Başköy Regülatörü ve HES projesi için vadide ÇED toplantısı yapılacağının belirtildiği açıklamada, "HES projelerine karşı tepki göstererek demokratik ve hukuksal mücadelelerini sürdüren Senoz Vadisi köylüleri, Koçoğlu grubuna ait diğer HES projelerinde olduğu gibi bu projeyi de protesto ederek, ÇED toplantısına katılmayacak" ifadelerine yer verildi.

Senozlu köylüler, Senoz Derneği öncülüğünde daha önce vadi üzerinde yapımı planlanan 14  ayrı HES projesine karşı açtığı 8 ayrı davanın 6’sında ‘yürütmeyi durdurma ve iptal’ kararı almış, uygulanmayan yargı kararlarını defalarca protesto etmiştilerdi.

‘ÜLKEYİ SEVMEK RANT PROJELERİNİ SEVMEKSE, BİZ YAPMIYORUZ!’

Koçoğlu grubuna ait enerji firmalarının 2007 yılından bu yana Senoz Vadisi boyunca 5 ayrı HES projesi geliştirdiğinin altı çizilen açıklamada, "Eğer ülkeyi sevmek bu gibi rant hesapları peşindeki sermaye guruplarının HES projelerini sevmek anlamında ise bizler bunu yapmıyoruz. Bizler hiçbir kisve altında olmayan, köylüler, yurttaşlar ve doğal yaşam alanlarına, suyuna, toprağına sahip çıkan insanlar olarak, tamamen bağımsız yerel bir hareketi ve hiçbir hiyerarşik yapısı olmadan tamamen gönüllü bir esasa dayalı şekilde, hiçbir lobicilik faaliyeti içerisinde olmadan ve herhangi bir fon veya ekonomik destek almadan mücadelemizi her geçen gün yükselterek sürdüreceğiz. Kem söz sahibine aittir ve sahibine iade ediyoruz. Emperyalizmin kucağında rant peşinde koşanların bu tür ucuz ve aşağılık söylemleri bizleri mücadeleden geri bırakmayacaktır. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın” denildi.

‘KİMİN HAİN OLDUĞU ORTADA’

Açıklamada, Koçoğlu grubunun 2007 yılından bu yana Senoz Vadisinde yürütmekte olduğu çalışmalara ilişkin bilgiler de verilerek “hainliği kimlerin yaptığı ortada” ifadeleri kullanıldı.

Senoz Vadisinde 5 ayrı  HES projesi bulunan ve aynı zamanda İnşaat Sanayicileri İşveren Sendikası (İNTES) Başkanı ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun da hemşerisi olan Koçoğlu grubu yönetim Kurulu Başkanı M. Şükrü Koçoğlu, Ankara’da, Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın da katıldığı bir toplantıda, HES’lere karşı çevre ve yaşam mücadelesi veren köylüleri ve yurttaşları “ülkesini sevmeyen, çevreci kisvesi adı altında dışarıdan finanse edilen hainler” suçlamasında bulunmuştu.

SENOZ’DA BİR SÖZ VAR: ‘ADAMDA YÜZ YOK Kİ, ÇARUK GÖNİ’

Koçoğlu grubunun bölgedeki HES projelerinin aksi yöndeki yargı kararlarına rağmen çalışmayı sürdürdüğünün altı çizilen açıklamada, "Uzundere-2 HES projesindeki yasadışı gizli çalışmalar, köylüler tarafından baskınla tespit edilmesine rağmen,  aynı yasa tanımazlığı yine Senoz’da Çiğdemli HES projesinde, mahkeme kararına rağmen yasadışı çalıştığı yine köylülerin baskınları ile ortaya çıkmadı mı?  Ülkemizde yürürlükte olan yasalar ve mahkeme kararları HES firmalarını bağlamıyor mu? Aynı proje için yargı kararlarını, ‘yandan dolanma’ yöntemleri ile hazırlamış olduğu dosyalar mahkeme tarafından, üstelik 17 sayfayı bulan hukuksal ve bilimsel gerekçelerle 6 kez ret edilmiş olmasına rağmen, yaşam alanlarına sahip çıkmaya çalışan insanlar suçlanabiliyorsa ne yanıt verilebilir ki? Bu duruma yüzsüzlüğün dik alası derler. Bu tipler için Senoz’da bir söz var 'Adamda yüz yok ki, çaruk göni'" denildi.

 

DEKAP açıklamasında Koçoğlu grubuna ait HES projelerinin ayrıntılı bir dökümüne de yer verildi.

 

KOÇOĞLU İNŞAAT SANAYİ ve TİCARET A.Ş.
DEVAM EDEN PROJELER

No

İŞVEREN DAİRE

İŞİN ADI

ŞEHİR

PROJE TUTARI

 

 

 

 

 

 

2. HES ve BARAJLAR

2.1

DSİ Genel Müdürlüğü

Gördes Barajı Projesi 

Manisa

 $ 170.000.000

2.2

DSİ Genel Müdürlüğü

Çaltıkoru Baraj Projesi

İzmir

 $ 77.970.000

2.3

Atabey Enerji

Çataldere I.II.III HES Projesi

Rize

 $ 38.000.000

2.4

Atabey Enerji

Rüzgarlı HES Projesi

Rize

 $ 23.000.000

2.5

Kaçkar Enerji

Çiğdemli HES Projesi

Rize

 $ 22.000.000

2.6

Kaçkar Enerji

Ayvasıl HES Projesi

Rize

 $ 19.500.000

2.7

Atabey Enerji

Başköy HES Projesi

Rize

 $ 8.000.000

2.8

Atabey Enerji

Uzundere II. HES Projesi

Rize

 $ 40.500.000

2.9

KAV Enerji

Küçükdere HES Projesi

Trabzon

 $ 7.000.000

2.10

Oylum Enerji

Oylum I.II. HES Projesi

Trabzon

 $ 20.000.000

2.11

Kemalpaşa Enerji

Kemalpaşa HES Projesi

Artvin

 $ 7.500.000

2.12

Coşkun Enerji

Yeşilvadi HES Projesi

Hatay

 $ 26.500.000

2.13

DSİ Genel Müdürlüğü

Gürsöğüt Barajı ve HES Projesi

Ankara

 

 

 

 

İLGİLİ YAZILAR:

Bakanın köyündeki HES'i mahkeme durdurdu

http://www.gazetevatanemek.com/index.php/yusuf-yavuz-diger-yazilar/1506-bakann-koeyuendeki-hesi-mahkeme-durdurdu.html

Karadeniz İsyandadır Platformu : Türkiye'nin HES gerçeği

http://www.gazetevatanemek.com/index.php/yusuf-yavuz-diger-yazilar/1436-karadeniz-syandadir-platformu--turkiyenin-hes-gercegi.html

 

 

 

 kocoglunun_vatanseverligi

 

Koçoğlunun vatanseverliği-senoz-hes-çalışmaları-karşılaştırma

 

senoz-pankart 

Senoz-pankart

 

 

http://www.gazetevatanemek.com/

 

Kategori Yusuf Yavuz

 

Alakır’daki HES katliamına mahkeme ‘dur’ dedi

 

Yusuf Yavuz

8 Aralık 2011

 

Antalya’nın Kumluca ilçesindeki Alakır Vadisi’nde, ADO Madencilik A.Ş. tarafından yapımı planlanan 9,96 MW kurulu gücündeki Çayağzı HES’in ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararına açılan dava sonuçlandı. Davayı gören Antalya 1. Bölge İdare Mahkemesi, projenin ÇED kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine hükmederek ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararının yürütmesini durdurdu. Mahkemenin gerekçeli kararında, projenin uygulanması durumunda telafisi güç zararlar doğabileceğine hükmetti.

 

MAHKEME: ‘PROJEDE ÇEVRE YOK, SADECE TESİS BİLGİSİ VAR’

Alakır Vadisindeki sekiz projeden biri olan Çayağzı HES’e karşı Alakır Nehri Kardeşliği, Karacaören Köyü Tanıtma Derneği (KADOK) ve Konyaaltı Dostları Derneği tarafından 2010 Haziran ayında Antalya Valiliği’ne karşı açılan davaya çok sayıda Alakır gönüllüsü de müdahil olmuştu. Şubat 2011’de bölgede yapılan bilirkişi heyeti incelemesinin ardından hazırlanan raporu dikkate alan mahkeme kararında, bilirkişi raporuna atıfta bulunularak; “ÇED kapsamı dışında tutulan bu projede, üretici firma tarafından çevre korumaya yönelik hazırlanmış bir rapor olmadığı, proje sadece enerji üretim tesisi kurmak için gerekli bilgi ve tasarımları içerdiği, Çayağzı HES için bir proje tanıtım dosyası hazırlanması, bu dosyada projenin çevre etkilerini belirten bilgilerin ve önlemlerin yanı sıra eksikliği tespit edilen konuların da açıklaması gerektiği”nin altı çizildi.

ALAKIR’DAKİ ALTI PROJE ÇED KAPSAMI DIŞINDA

Dönemin Çevre ve Orman Bakanlığı’nın, bütün projelerde yüzde 10 kadar can suyunu yeterli görürken, konu uzmanlarının sucul yaşamın korunması ve az zarar görmesi için farklı debileri önerebildiğine dikkat çekilen mahkeme kararında, “can suyu debisinin proje bazında ve ÇED kapsamında belirlenmesi gerektiği, Alakır deresi üzerinde birbirini takip eden en az sekiz HES projesi bulunduğu, bunlarda altı tanesinin ÇED kapsamı dışında olduğu” ifade edildi.

‘PROJENİN DENETİM MEKANİZMASI YOK’

Çayağzı HES için kesilecek en az 3 bin 500 ağacın bu bölge için kayıp olduğu ve  başka bir bölgeye ağaç dikilmesinin ise insancıl bir bakış olduğu ancak Alakır ekosistemi için bir fayda sağlamayacağının vurgulandığı mahkeme kararında, “Çayağzı HES'nin yarattığı çevresel etki, enerji üretim kapasitesi daha yüksek olan diğer projelerden farklı değildir. Bu durumda daha az enerji üretirken aynı çevresel baskıyı oluşturan ve denetim mekanizmaları nerede ise olmayan bir proje yönetimi ile karşı karşıya kalındığı” vurgulandı.

‘İŞLEM AÇIKÇA HUKUKA AYKIRI’

ADO Madencilik San. Ve Tic. A.Ş tarafından yapımı planlanan 9,96 MW kurulu gücündeki Çayağzı Regülatörü ve HES projesinin ÇED yönetmeliği dışında değerlendirilmesinde  “hukuka uyarlık bulunmamaktadır” hükmüne varılan mahkeme kararında, “hukuka aykırılığı açık olan dava konusu işlemin uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğabileceğinden 2577 Sayılı kanunun 27. maddesi uyarınca teminat alınmaksızın yürütülmesinin durdurulmasına, kararın tebliğinden itibaren yedi gün içerisinde bölge idare mahkemesine itiraz yolu açık olmak üzere 10-10-2011 tarihinde  oy birliğiyle karar verildi” ifadelerine yer verildi.

DEĞİRMENCİ AHMET TÜRKKAN’IN MÜCADELESİ

Kumluca’nın Karacaören köyü sınırlarında yapılması planlanan Çayağzı HES’e karşı bölge halkı sık sık yaptığı eylemlerle tepki göstermişti. Protestolar sırasında HES mücadelesinin simgesi olan Alakır Vadisi’nin son değirmencilerinden 84 yaşındaki Ahmet Türkan, yaşam alanını savunduğu için HES şirketi çalışanlarınca yapılan şikayetin ardından ifade vermek için çağrıldığı jandarma karakolundan döndükten sonra kalp krizi geçirerek geçtiğimiz yıl hayatını kaybetmişti. Mahkeme kararının, Ahmet Türkkan ve tüm bölge halkı adına anlamlı olduğunu söyleyen Birhan Alakır, vadide dördü fizibilite aşamasında, ikisi tamamlanmış, ikisi de inşaat halinde olan toplam sekiz HES projesi bulunduğunu söyledi.

MAHKEME MASRAFLARINI ŞARKI SÖYLEYEREK KARŞILADILAR

Alakır Nehri Kardeşliği ve bölge halkının HESlere karşı yürüttüğü ortak mücadelenin mahkeme masraflarının ‘Alakır’ın Sesi’ albümünün yanı sıra konserler ve gönüllü bağışlarıyla karşılandığını belirten Birhan Alakır, vadinin 1. Derece Doğal Sit Alanı olarak korunması amacıyla açılan davanın da yürütmeyi durdurmayla sonuçlandığını belirterek, “bilimin, hukukun ve yerel halkın ortak dileği olan 'Alakır vadisinin korunması' konusunda mücadelemize devam edeceğiz” diye konuştu.

  

 karacaoren_koyluleri-alakir

 

 

Gazete Vatan Emek

Twitter: @GazeteVatanEmek

Facebook: https://www.facebook.com/Gazetevatanemek

 

AYDINLIK BİR GELECEK, çocuklarımıza bırakacağımız en değerli miras...

Kategori Yusuf Yavuz

'Su Seferberliği'ne Çağrı

Cuma, 02 Aralık 2011 22:00

 

 

'SU SEFERBERLİĞİ'NE ÇAĞRI

 

Yukarı Köprüçay Koruma Platformu Basın Açıklaması

 

Türkiye’nin sularına ve vadilerine el konulmuştur. Halkın yüzlerce yıldır kendi kendine yeterek yaşadığı ve bağımsız kalabilmemizin gerçek kaynağı olan son kaleler de kuşatılmıştır. Türkiye’nin kılcal damarlarından kanı çekiliyor. Uyuma Türkiye, harekete geç!

 

Yusuf Yavuz

3 Aralık 2011

 yukari_koprucay_koruma_pltfrm_logo-02

 

Türkiye'nin bütün derelerinde eş zamanlı olarak başlatılan yaklaşık 2000 HES projesi, toplumsal maliyeti düşünülmeden uygulamaya konulmakta ve “enerjide dışa bağımlıyız” bahanesiyle halkın yaşam alanlarına özel şirketler tarafından el konulmaktadır. Ancak bu projelerden üretilen enerji çoktan Bulgaristan ve Yunanistan gibi ülkelere satılmaya başlanmıştır.

 

Erzurum'dan Antalya'ya, Trabzon'dan Artvin'e, Isparta’dan Gümüşhane’ye onlarca ilde halka ve hukuka rağmen sürdürülen vahşi HES saldırılarına karşı vadilerde yaşayan halk direnmiş, ne yazık ki kamuoyu bu direnişe beklenen refleksi gösterememiştir.

 

HES furyası yalnızca su kaynaklarını değil, kırsaldaki yaşamın bütünü üzerinde tahribat yaratmakta; meralar, ormanlar, yaylalar ve tarım alanlarında telafisi imkansız zararlar doğurmaktadır. Yaşam alanlarını savunmak için direnen halkın meşru hakkına karşı koluk kuvvetleri tarafından şiddet uygulanmakta, devlete, askere ve hukuka olan güven zedelenmekte, giderek de yok olmaktadır. Üstelik Orman ve Su İşleri Bakanlığı yekilileri, yaşam alanlarına el konulan halkın direnme haklarını hiçe sayarak, köylülerin yanlış yönlendirdirildiği savıyla “HES Bilgilendirme Toplantıları” düzenlemiş, bu toplantılarda kamu ciddiyetiyle bağdaşmayacak biçimdeki sunumlarla halka şirketler lehine ‘yalanlar’ anlatılmıştır. Hakemlik yapması beklenen kamu kurumları, bu süreçte şirketlerin ‘sözcülüğü’ne soyunmuşlardır.

 

Türkiye'nin dört bir yanında halk, küresel bir saldırıyla başbaşa kalmış ve bu saldırının yarattığı çaresizlik kamuoyu tarafından kaygıyla izlenmeye başlanmıştır. Su zengini bir ülke olmamasına karşın, yakın gelecekte ortaya çıkması öngörülen 'su savaşları' için Orta Doğu'ya sınır karakolu misyonu biçilen Türkiye'nin siyasileri, ülkenin su kaynaklarının denetimini tek elde toplayan yasal düzenlemelerin tümünü birer birer gerçekleştirmiştir. Türkiye'nin suları üzerindeki bütün yetki, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kurulan ve merkezi İstanbul'da bulunan Türkiye Su Enstitüsü (SUEN) aracılığıyla Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu'na verilmiş, Dünya Su Forumu'nun hakları da bu kuruma devredilerek paydaş kurumlar aracılığıyla uluslararası işbirliğinin önü açılmıştır.

 

Özetle Türkiye, küresel su baronlarının güdümünde Ortadoğu ve Afrika'nın 'su istasyonu'olma yolunda hızla ilerlemektedir. Başbakan Erdoğan'ın her fırsatta dile getirdiği "su akar Türk bakar sözünü, 'su akar Türk yapar'a çevirdik" biçiminde ajitasyon kokan açıklamaları tümüyle yalandır. Çünkü Türkiye'nin sularını HES projeleriyle denetim altına alan şirketlerin pek çoğu yabancı ortaklı ya da doğrudan yabancı şirketlerdir. Doğru planlamayla toplumsal dokuya zarar vermeyecek projelerle enerji açığı kapatılabilecekken, bir havzada 36 proje (Bknz. Trabzon Solaklı) gibi akıl ve bilim dışı uygulamalarla Türkiye adeta kendi ayağına kurşun sıkar hale gelmiştir.

 

Bir başka deyişle binlerce yıldır halkın ve doğanın 'doğal' hakkı olan su kaynaklarına el konulmuştur. Bunun en son ve tipik örneği Isparta ilimizin sınırlarında doğan ve Akdeniz’e dökülen Köprüçayı’nda projelendirilen baraj ve HES’lerdir. Yaklaşık 150 kilometrelik yolculuğu boyunca onbinlerce insanımıza ve doğaya yaşam kaynağı olan Köprüçay ve koları üzerinde inşa edilmesi planlanan ikisi depolamalı (göletli), üçü de nehir tipi olmak üzere toplam beş adet HES projesi bulunmaktadır. Köprüçay’da ayrıca Antalya sınırlarında da projeler bulunmakta, kaynağından denize döküldüğü noktaya kadar adeta kelepçelerle boğulmaya hazırlanmaktadır.

 

Milliyetçi, muhafazakar, komünist, laik ayrımı yapmaksızın Türkiye'nin bütün aydınlarının halka birlikte bir 'su seferberliği' başlatma zamanı çoktan gelmiştir. Ortak paydamız olan Türkiye'nin suları paylaşılırken ‘bakmamak’ için, gerçek bağımsızlığın halkın kendi yaşam alanlarında üretimden kopmadan, siyasilere el açmadan yaşamasından geçtiği bilinciyle bütün kamuoyunu bu sese kulak vermeye çağırıyoruz.

 

Yukarı Köprüçay Koruma Platformu

Platform Sözcüsü Mahmut Leventoğlu- 0535 742 50 38

Platform İletişim Sorumlusu Yusuf Yavuz- 0535 672 37 53

 

 

 

 

Kategori Yusuf Yavuz

 

 

Fidel Castro’nun sırrı, Çobanisalı Mustafa’da

 

Yusuf Yavuz

3 Aralık 2011

 

Isparta’nın Sütçüler ilçesine bağlı Çobanisa köyünde yaşayan Mustafa Nuri Bilgiç, babasından öğrendiği reçelcilik mesleğini geliştirerek Türkiye’nin ilk kekik reçelini üretti. Sarp dağının eteklerinden topladığı yedi çeşit kekiğin harmanlamasıyla üretilen kekik reçelini tadanlar arasında Küba lideri Fidel Kastro da bulunuyor.

 

YEDİ ÇEŞİT KEKİKTEN REÇEL YAPTI

Küçüklüğünde çobanlık yaptığını ancak bir yandan da eğitim alarak baba mesleği reçelciliği sürdürdüğünü anlatan Bilgiç, Çobanisa köyündeki atölyesinde ürettiği reçelleri İstanbul ve Ankara gibi büyük kentlerin yanı sıra yurt dışına da ihraç ettiklerini söyledi. Ballı ve şekerli olarak iki çeşitten oluşan reçelleri, Sütçüler çevresindeki dağlardan topladıkları yedi çeşit kekiğin harmanlanmasıyla ürettiklerini anlatan Bilgiç, “aş kekiği, eşek kekiği, taş kekiği, karabaş otu, dağ nanesi ve bilyeli kekik gibi türleri köylülerden satın alıyoruz. Bölge ekonomisine de katkı sağlıyoruz. Sarp dağı çevresindeki kekiklerin aromasının en yoğun olduğu dönem, Ağustos ve Eylül ayları. Kekikler ayrıca baharat olarak da Yunanistan ve Almanya gibi ülkelere satılıyor” diye konuştu.

 

ÖZEL FORMÜLLE DAMITILIYOR

Yılda yaklaşık 60 ton civarında kekik balı ve reçeli ürettikleri bilgisini veren Bilgiç, ballı olanın kilosunun 10 liradan satıldığı kekik reçelinin şekerli olanını ise 5 liradan tüketiciye sunduklarını belirtiyor. Özel formülle damıttıkları kekikleri, yörede üretilen balla karıştırarak ürettikleri reçelin lezzeti konusunda da iddialı olduklarını söylüyor.

 

‘FİDEL KASTRO’NUN SIRRI KEKİK REÇELİNDE SAKLI’

Sütçüler bölgesinin gönüllü rehberliğini yapan Mahmut Leventoğlu, 1996 yılında İstanbul’da gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler Habitat toplantısı nedeniyle İstanbul’a gelen Küba lideri Fidel Kastro’nun, Demokrasi Parkı’nda yerel ürünlerin satıldığı standlarında tanıttıkları kekik reçelini tattığını ve çok beğenerek yanında Küba’ya götürdüğünü anlattı. Leventoğlu, “Fidel Kastro’nun gençlik sırrı bölgemizde üretilen kekik reçelinde saklıdır” esprisini yaptı. 

Literatürde ‘Origanum minutiflorum’ olarak adlandırılan Sütçüler kekiği, ‘Tota kekiği’ olarak da biliniyor ve dünyada yalnızca bu bölgede yetişiyor.

 

 fidel_castro_-_kekik_receli

 

Küba lideri Fidel Castro 1996 yılında geldiği İstanbul’dan kekik reçeliyle dönmüş.

 

 mustafa_nuri_bilgic_-_kekik_receli

 

Mustafa Nuri Bilgiç yılda 60 ton kekik reçeli ürettiklerini söylüyor.

 

 

 

 

Gazete Vatan Emek

Twitter: @GazeteVatanEmek

Facebook: https://www.facebook.com/Gazetevatanemek

AYDINLIK BİR GELECEK, çocuklarımıza bırakacağımız en değerli miras...

 

http://www.gazetevatanemek.com/

 

 

 

 

Kategori Yusuf Yavuz

 

 

'Kasketi pis köylü, HES’e nasıl karşı çıkarmış!

 

HES karşıtı muhtardan yetkililer hakkında çarpıcı iddia...

 

Yusuf Yavuz

1 Aralık 2011

 

kastakihestoplantisiOrman ve Su İşleri Bakanlığı ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) tarafından ilki Antalya’nın Kaş ilçesinde düzenlenen HES bilgilendirme toplantısında gergin dakikalar yaşandı. Toplantıya Kaş’ın Kemer köyü Muhtarı Mustafa Sarısaltık’ın sözleri damgasını vurdu. Sarısaltık, Çevre ve Orman Antalya Eski İl Müdürü Mine Kara’nın, köylerindeki ÇED toplantısı öncesinde “pis kasketli köylü, HES’e nasıl karşı çıkar” dediğini ileri sürdü ve ekledi: “pis kasketli de olsak köylümün istemediği HES’i köyüme kurdurtmam!

DÖRT SAAT SÜREN TOPLANTI HARARETLİ BAŞLADI

Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdür Yardımcısı Ali Şahin, DSİ Genel Müdürlüğü Planlama Şube Müdürü Nedret Ünal, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nden Zeynep Tuba Tefek, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ÇED ve Planlama Dairesi Genel Müdürlüğü’nden Erdal Şallı ve DSİ Antalya 13. Bölge Müdür Yardımcısı Hayrullah Coşgun; HES’lerin neden ihtiyaç olduğunu aktardığı toplantıya, Kaş ve köylerinden gelen muhtarların yanı sıra Kaş Çevre Platformu ve Fethiye Saklıkent Koruma Platformu temsilcileri katıldı. Kaymakamlıklar aracılığıyla bölgelerinde HES projesi bulunan köy muhtarlarıyla ihtiyar heyeti ve köylülerin katılımının sağlanmasının istendiği toplantı, sık sık yaşanan tartışmalar nedeniyle yaklaşık dört saat sürdü.

‘HES’LERİN ÖMRÜ 200 YIL’ SÖZÜNE SALONDAKİLER İTİRAZ ETTİ

Yetkililerin sırasıyla sunumlarını gerçekleştirdiği toplantıda konuşan DSİ Genel Müdürlüğü Planlama Şube Müdürü Nedret Ünal, Türkiye’nin sularının boşa aktığını ve ‘su akar Türk bakar’ sözüyle bunun vurgulandığını savundu. Türkiye’nin hidroelektrik potansiyeli konusunda rakamlar veren Hünel, söz konusun potansiyelden yeterince yararlanılamadığını kaydetti. Enerji seçeneklerini sıralayan Hünel’in HES’lerin 200 yıllık ömrü olduğunu savunması salonda tepkilere neden oldu. Hünel’in konuşması salondakilerin itirazıyla sık sık kesildi.

‘KÖYLÜLER YANLIŞ BİLGİLENDİRİLİYOR’

Hünel’in ardından söz alanÇevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkilisi Erdal Şallı, HES’lerle ilgili ÇED süreçleri hakkında bilgi verdi ancak Şallı’nın sözleri de tepkilere neden oldu. Toplantıda köylülerin HES’ler konusunda yanlış bilgilendirildiğini savunan Antalya DSİ 13. Bölge Müdür Yardımcısı Hayrullah Coşgun da bu yanlış anlamaların önüne geçmek karşılıklı diyalog kurmayı amaçladıklarını ifade ettiği konuşmasında Saklıkent, Uçarsu ve Kasaba’da kurulması planlanan HES’ler hakkındaki soruları yanıtladı.

‘ÖYLE DEĞİL Mİ MUHTAR?’

Köylülerin HES’ler konusunda yanlış bilgilendirildiğini bir örnekle anlatmaya çalışan Coşgun, geçtiğimiz Şubat ayında Kaş’ın Kemer köyünde yapılan ÇED bilgilendirme toplantısı öncesinde yaşananları aktardı. Toplantıdan önce ‘birilerinin’ köye gelerek ellerinde pankartlarla eylem yaptığını anlatan Coşgun, Kemer köyü Muhtarı Mustafa Sarısaltık’ın köyünde HES yapılmasına karşı çıktığını söyledi. Muhtar Sarısaltık’a köylerinde yapılacak HES’in köyün yararına olduğunu anlatmaya çalıştığını ancak “HES’ler sulara radyasyon karıştırıyormuş” yanıtını aldığını iddia eden Coşgun, salonda bulunan Sarısaltık’a seslenerek “öyle değil mi muhtar?” diye sordu.

‘PİS KASKETLİ KÖYLÜ, HES’E NASIL KARŞI ÇIKAR!?’

Bunun üzerine söz alan Muhtar Sarısaltık, “pis kasketli köylü, HES’e nasıl karşı çıkarmış diyen siz değil miydiniz sayın müdürüm” yanıtını verdi. “Bunu söyleyen ben değildim” yanıtını veren Coşgun’a, “yanınızdaki yetkiliydi, siz de duydunuz” diye tepki gösteren muhtar Sarısaltık, “kasketimiz pis de olsa ben köylümün istemediği bir şeyi köyüme kurdurtmam. Köyümüze HES istemiyoruz” diye konuştu. Sarısaltık, kendisini ‘pis kasketli köylü’ sözleriyle aşağılayan yetkilinin de Antalya Çevre ve Orman Eski Müdürü Mine Kara olduğunu ileri sürdü. Coşgun’un, Sarısaltık’ın iddiaları karşısında sessiz kalması dikkat çekti.

‘GÜNEŞ PANELLERİ ÇOK YER KAPLIYOR’

Köylülerin ve yaşam savunucularının soru ve tepkileriyle yetkililere zor anlar yaşattığı toplantıda sunulan canlandırma grafikler de gülüşmelere neden oldu. Vadilerin HES’lerden önce ve sonraki halini yansıtan canlandırma grafiklerde, HES öncesi kuru bir dere, sonrasında ise rekreasyon alanına dönüşmüş bir dinlence yeri yansıtılıyor. Güneş ve rüzgâr enerjisi gibi alternatif enerji kaynaklarının neden yeterince kullanılmadığı yönündeki sorulara yetkililerin yanıtı, “güneş panelleri çok yer kaplıyor, tarım alanlarını kapatıyor” oldu. Saklıkent ve Gömbe’nin turizm merkezi olduğunu ve büyük oranda katma değer yarattığını savunan katılımcılar buralarda HES yapılmasının bu katma değeri yok edeceğini belirterek projelerin geri çekilmesini istediler. Dinleyicilerin birçoğunun ortak kanısı toplantının bilgilendirme değil, HES’leri konusunda halkı ikna etme yönünde olduğuydu.

‘DEVLETİN YAKITINI BOŞA HARCAMAYIN, HES YAPTIRMAYACAĞIZ!’

Toplantıya Gömbe’den katılan bir yurttaş, yetkililere seslenerek, “buralara kadar boşuna gelip devletin yakıtını harcamayın, köyümüze HES yaptırmayacağız” sözleri dikkat çekti. Kaş Belediye Başkanı Abdullah Gültekin, Gömbe Belediye Başkanı Hasan Toker, Ova Belediye Başkanı Tevfik Taner’in yanı sıra Orman Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Gürel Şirin, Kaş Turizm ve Tanıtma Derneği Başkanı Mustafa Eriş de toplantıda hazır bulundu.

SUNUMLARA SIK SIK İTİRAZ EDİLDİ

Kaş’ın Çukurbağ, Aklar ve Kemer köyü ile Fethiye’nin Kayadibi ve Çukurincir köyü muhtarları da toplantıda HES’ler hakkındaki çekincelerini yetkililere aktardılar. Yetkililerin yaptıkları bilgilendirme sunumlarının, dinleyiciler tarafından sık sık uygulamadaki aksi yöndeki örneklerle kesildiği toplantının en dikkat çekici yanı HES’lere karşı bilinçle muhalefet eden halkın oldukça donanımlı olmasıydı.

AKSEKİ VE KUMLUCA’DA DEVAM EDECEK

Kaş’ta hararetli tartışmalara sahne olan toplantıların, sırasıyla Akseki ve Kumluca ilçelerinde 1 ve 2 Aralık tarihlerinde devam edeceği öğrenildi. Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun “halka HES’leri yeterince anlatamadık” sözleriyle altını çizdiği toplantıların diğer illerde de süreceği belirtiliyor.

 

 

 mustafa-sarisaltik

Kemer Köyü Muhtarı Mustafa Sarısaltık

 

 

 

 

http://www.gazetevatanemek.com/

 

Kategori Yusuf Yavuz

Bu değerler su altında kalacak!

Pazartesi, 28 Kasım 2011 22:00

 

Bu değerler su altında kalacak!

 

Yusuf Yavuz

29 Kasım 2011

 

CNN Türk televizyonunda Yeşil Doğa adlı çevre programını hazırlayıp sunan Güven İslamoğlu, Yukarı Köprüçay Havzası’nda projelendirilen Kasımlar Barajı ve HES projesinin hayata geçmesiyle sular altında kalması beklenilen Darıbükü köyünün dramını ekranlara taşıyor.

 

İSLAMOĞLU: ‘ BÖLGENİN VAHŞİ DOĞASI VE MİMARİSİ ÇOK ETKİLEYİCİ’

Isparta’nın Sütçüler ilçesindeki Yukarı Köprüçay Havzası’ndaki program çekimleri sırasında bölgeyi yakından tanıma fırsatı bulduğunu söyleyen İslamoğlu, “Darıbükü köyü ve çevresinin vahşi doğası ve yöresel mimarisi çok etkileyici. Özellikle de evlerde ve tahıl depolarında gördüğümüz incelikli ahşap işçiliği görülmeye değer. Ancak bütün bu kültürel değerlerin ve doğal güzelliğin sular altında kalacak olması çok üzücü. Buradaki insanlar evlerinde ölmek istiyorlar ancak bunu dikkate alan yok” diye konuştu.

‘DÜNYA, DEĞERLERİNİ KAYBETTİKTEN SONRA ÖĞRENDİ’

Köyün nüfusunun neredeyse tamamını oluşturan yaşlılarla röportajlar yapan İslamoğlu, Muhtar Mehmet Avcu’dan da köy hakkında ayrıntılı bilgi aldı. Darıbükü köyünün enerji üretimi için gözden çıkarılmış olduğunu dile getiren İslamoğlu, Türkiye’nin enerjiye ihtiyacı olduğunu ancak bunun için değerlerin yok edilmesinin de acı olduğunu vurguladı. Dünyanın birçok ülkesinin pahalı deneyimler yaşayarak ve elindeki değerleri kaybettikten sonra öğrendiği çevre bilincinin Türkiye’de yeterince kavranamadığının altını çizen İslamoğlu, “önümüzdeki on yılın en çok konuşulan konularını başında çevre gelecek. Ancak bu konuda ülkemizde yeterli adımlar atılmış değil” dedi.

ARALIK ORTASINDA YAYINLANACAK

Darıbükü köyündeki çekimlerin ardından Beydilli köyüne geçen İslamoğlu, Eskiköy, Çukurca ve Kesme köylerinin yürüyüş rotaları hakkında da bir program yapacağını belirtti. İslamoğlu, bölgeyi ele alan programlarının Aralık ayı ortalarında yayınlanacağını da sözlerine ekledi.

 darbk_ky



Gazete Vatan Emek

Twitter: @GazeteVatanEmek

Facebook: https://www.facebook.com/Gazetevatanemek

AYDINLIK BİR GELECEK, çocuklarımıza bırakacağımız en değerli miras...

 

http://www.gazetevatanemek.com/

 

 

Kategori Yusuf Yavuz